| Kitabın Adı | Faust |
| Kitabın Yazarı | Yohan Wolfgang Van GOETHE |
| Yayınevi ve Adresi | Fatih Yayınevi, İstanbul |
| Basım Yılı | 1960 |
|
KİTABIN ÖZETİ Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sadelik hakimdir, olaylar tek bir motif etrafında geçmektedir. Anlaşılması büyük bir zorluk göstermez. İkinci bölümde ise bir bütünlük kurmak güçtür. Anlaşılması ve olaylarla bağlantı kurmak , ilişkilendirmek çok zordur. FAUST: Faust, latince mutluluk demektir. Faust, bilgi ihtirası içinde kıvranan karamsar bir tipi anlatır. Bilim uğruna bütün ömrünü harcamış, nefsine bütün dünya hazlarını yasak etmiş ve tam anlamıyla yasak bir ömür geçirmiş olmasına rağmen, amacına ulaşamamış olmanın ızdırabı içindedir. Bu hal içinde şeytana teslim olduktan sonra, onun akıbeti çeşitli Faust efsanelerinde türlü türlü gösterilmiş ve dünyaya beyan edilmiştir. MEFİSTO: Mefisto'ya şeytan demek yerinde olur. Mefisto sadece fenalıkları sürükleyen bir hüviyet olmakla kalmaz, aynı zamanda bir çeşit Azrail rolünü de üstlenmektedir. Eserin anlatımı çok sadedir. Faust, zamanın bütün bilimlerini tahsil
edip bitirmiştir. Artık öğrenilecek bir bilim kalmamıştır. Fakat
görmektedir ki; gerçeği bulma sahasında bütün bu bildiği şeyler
kendisini bir adım bile ileriye götürmemiştir. Halbuki zamanın olanaklarından
çok, ileriye göz diken bir ihtirasla, salt gerçekleri anlamak ve
bilgi sahibi olmak arzusundadır. Normal bilgi edinmek yollarından
bir hayır gelmeyeceğini anlamıştır. Böylece son umut olarak, kendisini
büyücülüğe vermiştir. Ruh kuvveti sayesinde arzu ettiği bilgileri
elde edebileceğini ummaktadır. Faust, büyücülükle uğraşırken, alışılmış şekilde, ruh çağırmaya
başlar. Bu çağırmaların birinde Mefisto karşısına çıkar. Faust,
hayattan bezgindir. Hiçbir şeyden tat almamaktadır. Oysa Mefisto,
ona parlak vaatlerde bulunmaktadır. Nihayet aralarında bir sözleşme
yapılır. Faust der ki; beni istediğin yere götür. Eğer bir an gelip
ben, zamana, "dur geçme, ne kadar güzelsin" diyecek kadar
bir mutluluk duyarsam, artık ölmeye razı olurum. Araya Yunan güzeli Helena girer. Faust ona da aşık olur. Fakat aradığı mutluluğu burada da bulamaz. Nihayet İncil'in bir sözüne göre düşünmeye başlar. Yani yaradılışın ilk eseri "söz" müdür, "anlam" mıdır, "faaliyet" midir? Faust beşeri mutluluğu faaliyette bulur. Bir bataklık sahayı bayındır haline getirmeyi tasarladığı anda bir nevi murada erer ve zamana "dur geçme, çok güzelsin" der. Sonuç olarak yazar her iki bölümde de insan karakterini oldukça detaylı bir şekilde dile getirmiştir. Fakat yazar isterse bir konuyu nasıl haşmetli, heybetli bir sadelik ve bütünlükle işleyebileceğini göstermiştir. Bununla birlikte bazı bölümlerinin anlaşılması ve olaylarla bağlantı kurmak çok güçtür. |
|