| Kitabın Adı | Eylül |
| Kitabın Yazarı | Mehmet Rauf |
| Yayınevi ve Adresi | Beyaz Balina Yayınları Babiali Cad. No:14 Cağaloğlu/İstanbul |
| Basım Yılı | 2000 |
|
KİTABIN ÖZETİ Romanın yazarı Mehmet Rauf 1875 yılında İstanbul'da doğmuştur. Deniz Harp Okulu'nu bitirerek subay olarak hayata atılır. Serveti-Fünun edebiyat topluluğuna katılarak roman ve hikayeler yayınlamıştır. Yazar 1908 yılında askerlikten ayrılır. Bu süreden sonra kendisini tamamen basın ve edebiyat hayatına vermiştir. Yazar 1932 yılında İstanbul'da ölmüştür. Hikaye ve tiyatro eserleri de yazan Mehmet Rauf'un en başarılı yönü romancılığıdır. Romanda Halit Ziya'nın izinden giden yazar, psikolojik tahlillerde ondan daha başarılı olmuştur. Eylül en başarılı romanıdır. Daha sonra yazdıklarında kadın ruhunun derinliklerine inmeye çalışmıştır. Romanlarında; dili ve anlatımı bakımından, diğer yazarlara göre daha rahat ve tabiidir. Bu romanında kişisel duyguları ile insanlık düşünceleri arasında
çırpınan ve bunun savaşını veren bir erkek ve bir kadının dramını
dile getirmektedir. Bahsedilen romanın kahramanları Suat, Necip
ve Suat'ın kocası Süreyya Beydir. Süreyya ve Suat'ın evine, Süreyya'nın akrabası olan ve Süreyya'nın çok sevdiği, güvendiği Necip gelip gitmektedir. Necip'in eve geliş gidişlerinde yine akrabalarından olan Hacer de eve gelir. Hacer, Necip'le ilgilenir, fakat Necip Hacer'e karşı ilgili değildir. Suat; yaz aylarında yazlıkta bulunmayı çok ister. Suat, babasından yazlık kiralamak için para ister. Babası parayı gönderir. Necip ve Suat bir yalı kiralar eşyalarını oraya taşırlar. Bununla Sürayya'ya sürpriz yaparlar. Yalıda herkes hayatından mennundur. Necip, kış ayını da yalıda geçirmek istese de Süreyya buna izin vermez, konağa inilir. Artık; Suat ve Necip birbirlerini çok sık görmezler. Hacer ve diğer komşuların dedikoduları iyiden iyiye yayılır. Bu konuşma ve dedikodular Suat ve Necip'in görüşmelerinin azalmasına sebep olur. Mutsuz günlerin devam ettiği günlerden bir gün Necip, konağa ziyarete gider. O gün konakta yangın çıkar, herkes dışarı fırlar. Suat, bilerek yangında dışarı çıkmaz. Bunun üzerine Süreyya ve Necip, Suat'ın odasına dalarlar. Süreyya da tam odaya girmek üzereyken tavan alevlenir, odanın içindeki genç kadın ve genç erkeğin üstüne tavan çöker. Sonunda olanlar olur ve her ikisi de bu yangında ölür. |
|