|
KİTABIN ÖZETİ
Yazar Şevket Süreyya AYDEMİR, "Lider ve Demagog" isimli
eserinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarından bu yana Türkiye
tarihindeki çatışmaları inceleyip bunlara ışık tutmaya çalışmıştır.
Yazar, eserinde, Türkiye Cumhuriyeti'ni bekleyen tehlikeleri ve
tehditleri irdelemiş; zamanın aydınlarına ve gençlerine düşen görevleri
açıklamış ve toplumu bu konularda uyarmıştır. Parlamenter sistem
içindeki parçalanmaları, ileride kurulabilecek hükümetler açısından
çıkabilecek tehlikeleri göz önüne sermiştir. Bunun yanında demokrasi
rejimini bekleyen tehlikeleri de eserinde açıklamıştır.
Lider, bir önder şahsiyettir. Demagog ise liderin taklitçisi,
siyaset adına oyun bozanlık yapan sahtecisidir. Bu sahtekarlar,
eğitimden yoksun yada eğitimi yetersiz ülkelerde hiçbir vicdan sorumluluğu
duymadan halk önünde esen rüzgara göre konuşan, kendine geçer akçe
saydığı ucuz sloganlarla halk önünde düzenbazlık yapanlardır. Örneğin;
bizdeki din ticaretini ustaca yapanlar Demagoglardır. Onlar eyyamcı,
günün ve değişen rüzgarların karaktersiz adamlarıdır. Önder şahsiyet
olan lider ise kendisine Tanrı'nın sunduğu kabiliyetlerle beraber
ömrü boyunca edindiği kültürlerin, yaşadığı tecrübelerin bir ürünüdür.
Lider kendini bildiği gibi, hem içinden geldiği toplumu, hem de
dünyanın gidişini gerçek durum ve sorunlarıyla bilir. Bu husus onu
macera atılımları ve demagojik akımlardan korur. Liderde eylem ve
bilgi disiplini vardır. İşte bu disiplin onun karakterini oluşturur.
Bu karakter, hem onu güçlendirir hem de inanılan ve önder bir insan
yapar.
Ülkemizde bugün için demagoglar sahnededir. Ancak bunlar yalnız
değildir. Halkın sağduyusu ve yetişmekte olan aktif çocuklarımız
oyunları bozabilecektir. Bugüne bakıp ta ümitsizliğe düşülmemelidir,
çünkü ümitsizliğe düşeceğimiz gün, iç ve dış düşmanlarımızın beklediği
gündür.
(Makale 30 EYLÜL 1974'de Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanmıştır.)
Fikir Atatürk'çülüğü ve Kelime Atatürk'çülüğü
Fikirlerin ve doktrinlerin büyük talihsizliği, bir gün gelip kelimeleşmeleridir.
İnsanlığa yeni fikirler getiren ve yeni doktrinleri veren düşünür
ve önderlerinde bir gün gelip donmuş putlar haline sokulmalarıdır.
Şimdi Türkiye'mizde fikirleri ve doktrinleri kelimeleştirme, fikir
ve doktrinlerin önderlerini put haline getirmenin büyük gayretleri
ile karşı karşıyayız. Bu çabalar ulu önder Atatürk'e yöneliyor.
Dikkat etmeliyiz ki Atatürkçü fikirler, kelime Atatürkçülüğüne dönüştürülmeye
çalışılıyor. Bilgisizlik, tembellik veya taassup yüzünden ne Atatürk'ü
nede Atatürkçülüğü dondurmaya hakkımız yok. Biz asıl Atatürk'e yönelelim.
Yalnız sözde kalan şekil ve suret haline getirilmiş Atatürk'e değil;
hakiki, yaşayan ve uzun süreli ilkeler koyan Atatürk'e…Çünkü hakiki
Atatürkçülük, sadece O'nun adını haykırmak değil, O'nu anlamak,
izah etmek ve savunmaktır.
(Makale 24 OCAK 1962 tarihinde Yön Dergisinde yayımlanmıştır.)
Kemalizm Orta Malı Değildir
Ne liberalizm, ne sosyalizm, yalnız Kemalizm diyerek Atatürkçülüğü
kendi maksatlarına uygun kullanmak isteyen menfaat gruplarının dikkati
çekilerek, Atatürk'ün mirasının ortalık malı olmadığı, Kemalizmin
ise bir eskici dükkanından kiralanan, kırk kalıba uydurulmuş bir
elbise gibi, her boya, her boyaya uysun diye çekilip çekiştirilecek
bir sahipsiz mal olmadığı vurgulanmaktadır.
(Makale 11 NİSAN 1962'de Yön Dergisinde yayınlanmıştır.)
Artık Devletçilik Yetmez
Türkiye'de devletçilik öldü diyen bir kısım siyasiler ve müteşebbisler;
Atatürk'ü devletçiliğe mecbur eden tarihi, siyasi, iktisadi zorlukları,
yani tek kuruş sermaye yardımı görmeyen 1922-1929 Türkiye'sini bilmiyorlar.
Atatürk'ün elinde doğan devletçilik kimlerin elinde ölüyor. Ancak
yanlış olan bir husus var; devletçilik ne ölmüş, nede öldürülmüştür.
1945-1950 arasında ihmal ve inkar 1950-1960 yılları arasında ise
soysuzlaştırılmıştır. 27 Mayıs'tan sonrada uyuşturulmuştur. Şimdi
ise kansız ve hastadır ama yaşamaktadır
Bu gün için eski devletçilik yetmeyecektir. Her sahayı içine alan
özel teşebbüse yer veren, yalnız iktisadi bir devlet işletmeciliğinden
çok, milli hayatın içinde sosyal bir düzen olacaktır. (Makale 12
EYLÜL 1962'de Yön Dergisi de yayımlanmıştır.)
İnkar Edilmek Kahramanların Kaderi
Mustafa Kemal Atatürk dünyaya gelmiş en büyük liderlerden biridir.
Bize bıraktığı değerler ve müesseseler sayesinde Cumhuriyeti yaşıyoruz.
Cumhuriyeti bize emanet eden bu lidere yapılan saldırılara karşı
tek bir vücut halinde; duyarlı ve ilgili olmamız gerekmektedir.
En önemli görevimiz budur. Kahramanlar daima yaşatılmalıdır.
(12 NİSAN 1970'de Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanmıştır.)
Kıyamet Alametleri
Kıyamet dağların, taşların devrilmesi, dünyanın parçalanması demek
değildir. Kimi ülkelerde sınıflar dolarken, ders saatlerinde kahvehaneler
dolarsa, oralarda kitaplıklar çalışırken bizde boş kalırsa, oralarda
kafaların içi olgunlaşırken bizde kafaların dışı saç sakal oyunları
ile çirkinleştirilir ve değerli zamanlar yağmaya verilirse işte
o zaman kıyamet kopmuştur. (Makale 03 EYLÜL 1974'te Cumhuriyet Gazetesinde
Yayınlanmıştır.)
Artık Biraz Disiplin
Demokrasi, bir halk eğitimi işidir. Eğitim, eğer yetersiz ise, o
rejimde demokrasi adına ya demagog, yada halktan kopmuş laf ebesi
politikacılar konuşur. Ülkenin ürettiği temel ürünlerin dışardan
ithal edilmeye başlanması, ihraç edilen mallardan elde edilen gelirlerin
petrol ödemelerine harcanması iktisadi tutsaklığın ta kendisidir.
Bu olayların düzeltilip, disiplin altına alınması gerekmektedir.
Bu da elbet hükümet denilen kuruluşun, her alanda haysiyet ve itibarını
kurmak, korumak ve yerleştirmekle olur. Daha önceden gelen aksaklıklar,
yetersizlikler olabilir. Ama bunlar ciddi bir devlet anlayışı ve
gerçek bir devlet adamlığının "irade" ve ileri görüşlülüğü
ile, elbette ki düzeltilebilir. Bu koşul disiplinle olacaktır. (Makale
11 KASIM 1974'de Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanmıştır.)
Kaptanlar Kavgada
Devletin yaşantısında itici güç olacak yerde fren olmak durumuna
düşülürse o rejimde bir düzensizlik ve şüphe pekala mümkün olacaktır.
Şu an milli iradeyi temsil eden şahısların kaprisleri, şahsi yetersizlikleri,
nazları ve af olunmaz hataları düşündürücüdür. Artık bir milli seferberlik
lazım, milletin duyduğu tedirginliği ortadan kaldırmak gerekmektedir.
Buda parlamento sayesinde olacaktır. Parlamentonun içinde bulunanlar
kaprislerini bırakmalı, çelişme ve dalaşma yerine sorunlara çözüm
bulmalıdırlar.
(Makale 09 ARALIK 1974'de Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanmıştır.)
Doğum Ağrısı mı Tükeniş mi?
Milletçe yeniden uyanış, yeniden bir doğuş, yeniden bir düzenleme
sağlayacak, laf ebeliği yapmayan, yeni insanlara, gerçek aydınlara
gereksinim vardır. Bugün memleketimizde, kavramlar öyle karışmış,
akımlar öyle soysuzlaşmış ve adına politika denilen sefaletle, politikacı
denilen şaşırmış insanlar öylesine birbirine girmiş, öylesine itibarsızlaşmışlardır
ki, bu durumu Bizans'ın son günlerine benzeten yazarlar bile görülmüştür.
İşte bu durum içerisinde;
Milletçe yeniden uyanış, yeniden bir doğuş, yeniden bir düzenleme
sağlayacak, laf ebeliği yapmayan, yeni insanlara, gerçek aydınlara
gereksinim var.
(Makale 22 MART 1976'da Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanmıştır.)
SONUÇ
Şevket Süreyya AYDEMİR'e göre gerçek aydın; hem bilginin ve fikrin
bayrağını yüceltir, hem de çağdaşlık ve milliyetçiliğin tohumlarını
ülkemizde filizlendirebilir.
|