| Kitabın Adı | Avrupa Ekonomik Topluluğu |
| Kitabın Yazarı | Başbakanlık Hazine Ve Dış Ticaret Müsteşarlığı |
| Yayınevi ve Adresi | Başbakanlık Hazine Ve Dış Ticaret Müsteşarlığı -ANKARA |
| Basım Yılı | 1991 |
|
KİTABIN ÖZETİ : Bu kitap Avrupa Ekonomik Topluluğunun kuruluşu, işlevleri ve yapısı hakkında bilgi vermek ve Türkiye için Avrupa Ekonomik Topluluğunun getirdiği faydaları anlatmak üzere yazılmıştır. Avrupa Ekonomik Topluluğu, kısa adıyla AET 1957 yılında Batı Avrupa
Devletleri arasında imzalanan "Roma Antlaşması" ile kurulmuştur.
Avrupa Ekonomik Topluluğunun kurucuları olan devletler: Almanya,
Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve İtalya'dır. Avrupa Ekonomik Topluluğunun nihaî hedefi Avrupa'nın siyasal bütünlüğe
ulaşmasıdır. Bu hedefe varmak için öngörülen ekonomik eşitliği sağlamak
üzere, ilk araç olarak bir gümrük birliğinin kurulması düşünülmüştür.
Böylelikle üyeler gümrük birliği gereğince, kendi aralarındaki gümrük
vergilerini sıfıra indirip, dış dünyaya ortak bir gümrük tarifesi
uygulamak suretiyle ticareti engelleyen her türlü sınırlamayı kaldırarak,
dış ticaretlerinin genişlemesini sağlamayı amaçlamaktadırlar. Altı Avrupa ülkesiyle başlayan bu Topluluk, 22 Ocak 1972 tarihinde
İngiltere, İrlanda ve Danimarka'nın da katılmasıyla üye sayısını
dokuza yükseltmiştir. 1981 yılında Yunanistan'ın, 1 OCAK 1986 tarihinde
İspanya ve Portekiz'in de katılmasıyla toplam sayı on ikiye yükselmiştir. Altı Batı Avrupa ülkesinin aralarında imzaladıkları Roma antlaşmasının 1958'de yürürlüğe girmesini izleyerek, 1995 yılı Haziran ayında Yunanistan ve Temmuz ayında da Türkiye Topluluğa katılmak için mücadele etmişlerdir. Türkiye'nin ivedilikle AET'na bağlanma isteğinin iki önemli nedeni bulunduğu, zamanın Türk yetkililerince aşağıdaki şekilde açıklanmıştır; "Türkiye, uzun dönemde, Batı Avrupa'da kurulabilecek siyasal bir birliğin dışında kalmak istememektedir. Öte yandan, Türkiye, gümrük birliği içinde Yunanistan'a verilecek ticarî tavizlerden de yoksun kalmamak amacındadır." Türkiye ile AET arasındaki görüşmeler dört yıl sürmüş ve taraflar arasında bir "Ortaklık" kurmuş olan Ankara Anlaşması, 12 Eylül 1963'de imzalanarak, 1 Aralık 1964 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Ankara Anlaşması'nın amacı 2'nci maddesinde açıkça ortaya konulmuştur. "Anlaşmanın amacı, Türkiye ekonomisinin hızlandırılmış kalkınmasının ve Türk halkının istihdam seviyesinin ve yaşama şartlarının yükseltilmesini sağlama gereği, tümü ile göz önünde bulundurularak, taraflar arasındaki ticarî, ekonomik ilişkileri aralıksız ve dengeli olarak güçlendirmeyi teşvik etmektir." Anlaşmanın giriş bölümünde açıklanan ilkeleri ise, şöylece sıralayabiliriz; - Türkiye ve AET'deki yaşama şartlarının, hızlandırılmış bir ekonomi
ilerleyişi ve uyumlu bir alış veriş genişlemesi ile Türk ekonomisi
ile Topluluk üyesi Devletler ekonomileri arasındaki açığı kapatmak, Yazar AET hakkındaki görüşlerini şöyle özetlemiştir. Acaba AT ve ABD için Türkiye potansiyel olarak iyi bir iş ortağı mıdır? - Eğer Türkiye'de devlet imalât sanayinden elini çekmiş ve teknolojiye
açılmışsa, Tabii ki, ülkemizin çözümlemesi gereken daha bir çok sorunu vardır.
Ancak, Türkiye'nin potansiyeli ile ilgili yukarıda sayılan ve kitapta
okuduğumuz benzeri türdeki soruların cevabını olumlu veriyorsak
belki bizim için güzel şeyler uzakta değildir. Yine de yazar; Avrupa
Topluluğunun desteğinin arkamızda olmasa da önemli olmayacağını
ve vazgeçmemiz gerektiğini düşünmektedir. |
|