|
KİTABIN ÖZETİ
İ"Don't Sweat The Small Stuff ... and it's all small stuff"
özgün adlı eserin Türkçe adı "Huzurlu Olmak İstiyorsanız Ufak
Şeyleri Dert Etmeyin Hepsi de Ufak Şeylerdir" yazarın vermek
istediği mesajların özlü ifadesidir. Stres danışmanı olan yazarın,
stresi yenebilmek ve mutlu yaşayabilmek için önerdiği stratejileri
ve davranış modellerini içeren kitap 234 (19.5x13.5 cm) sayfadır.
Önerilenler, yazarın kişisel yaşamından ve müşterilerinin yaşamlarından
kesitlerle örneklenmiş ve açıklanmıştır.
Yazara göre; günlük yaşamlarımızda karşılaştığımız "ufak şeyler"
denilebilecek pek çok olumsuzluk vardır. Bunları dert etmeyerek,
daha sevecen ve ılımlı olabilmek için kendinizde daha çok enerji
bulacaksınız. Yaşamın güzelliğini ve büyüsünü tümüyle ıskalamayacaksınız.
Kusursuz olmayabileceğinizi kabullenin. Dikkatinizi yalnızca kusurlara
yöneltmeniz, sizi sevecen ve ılımlı olmaktan uzaklaştırır. Elinizden
gelenin en iyisini yapın, ancak kendinizi yalnızca yaşamdaki yanlışlara
kaptırmayın. Bir işi daha iyi yapmanın mutlaka bir yolu vardır.
Bu, mevcut durumun iyi yönlerini göz ardı etmenizi gerektirmez.
Her alanda kusursuz olma arayışını bıraktıkça, yaşamın içindeki
kusursuzluğu keşfedeceksiniz.
Telaşlı, korkulu ve yarış halinde yaşamanın nedenleri; sevecen,
sakin olunursa hedefe ulaşılamayacağı korkusu ile tembelleşip, işe
kayıtsız kalınacağı endişesidir. Doğru olan, tam tersidir. Korku
ve telaş sağlıklı düşünmeyi, motivasyonu ve yaratıcılığı köreltir.
Oysa iç huzurunuz varsa, çeşitli ihtiyaç, tutku ve endişeler sizi
daha az rahatsız eder; hedefe daha iyi yönelirsiniz.
Olumsuz ve güvensiz düşünme çok çabuk kontrolden çıkar. Aklınızdaki
küçük kartopu büyüyerek çığ haline gelmeden kontrol altına alınız.
Ayrıntılara girmek, günlük işlerin altında ezildiğinizi düşünmek
sizi daha da gerginleştirir; kartopu büyümeye başlar.
Başkalarını sevme kapasitenizi geliştirmek, hayata bakış açınızı
oluşturmada en önemli adımdır. Bu, kendinizi başkalarının yerine
koymanızı, kendi durumunuzu bir tarafa bırakmanızı gerektirir. Sevginin
iki ögesi niyet ve o niyeti eyleme dönüştürmedir.
Kim olursanız olun, ne iş yaparsanız yapın dünyada hiçbir şey sizin
ve sevdiklerinizin mutluluğundan önemli olamaz. Yeterince dikkat
verirseniz, her iş zamanında bitirilir. Her işi tamamlama saplantınız
olmasın. Unutmayın, öldüğünüz zaman hâlâ listenizde tamamlanmamış
işler olacaktır.
Söze başlamadan önce karşınızdakinin konuşmasını bitirmesine izin
verin. Bu basit davranış, yaşamınızdaki insanlarla aranızdaki etkileşimi
olumlu etkileyecek, hem karşınızdakini hem de sizi rahatlatacak,
karşılıklı konuşmalarınız keyif verecektir. Bu da, sevecen ve ılımlı
olmanın en kolay yoludur.
İyilik yapmak güzeldir. Birine yaptığınız iyiliği kendinize saklayarak,
bu güzelliğin çok daha büyülü yanını yaşayınız.
Aşırı ilgiye duyduğumuz ihtiyaç, içimizdeki bencil yanımızdır. İlgi
odağı olma hevesinizi kurutursanız, dikkatleri üstünüze toplama
ihtiyacının yerini, bunu başkalarına bırakmaktan doğan sessiz bir
iç huzur alır.
Geçmişteki sorunlarımız ile geleceğe yönelik endişelerimiz yaşadığımız
ana hükmettiği sürece, o anı yaşayamayız; kaygılara kapılıp, bunalıma
gireriz. Oysa yaşam, biz başka plânlar yapmakla meşgulken olagelen
şeylerdir. Sahip olduğumuz ve kontrol edebileceğimiz tek zaman,
içinde bulunduğumuz andır. Aklımızı yaşadığımız ana verebilirsek,
içimizden korku ve endişeyi atabiliriz.
Karşınıza çıkan herkesin olumlu ya da olumsuz size bir şey öğrettiğini
düşünün. Görevinizin, yaşamınızdaki insanların size ne öğrettiğine
karar vermeye çalışmak olduğu yaklaşımını alışkanlık edinirseniz,
daha az sinirlenecek ve rahatsız olacaksınız.
Haklı çıkma ihtiyacı, başkasının hatalı olduğunu kanıtlama arzusu,
çevremizdekileri sürekli savunmaya yönelteceği gibi, bizi de baskı
altında tutar. İnsanın gerçekten haklı çıkmak istediği durumlar
da vardır. Temel ilkelerinizden ve yüreğinizde biçimlenen fikirlerden
ödün vermeyiniz; ama bırakın çoğu zaman başkaları haklı oluversin.
Sabırlı olma, sevecen ve geçimli bir benlik yaratma yolunda önemlidir.
Daha da sabırlı olabildikçe, yaşamın istediğiniz gibi olmasında
ısrarı bırakıp, mevcut durumu kabullenmeye başlarsınız. Bilinçli
egzersiz programıyla çok geliştirilebilecek, bir yürek işi olan
sabır, başka insanların kötü niyetli olmadığını görebilmektir de.
Küçük kırgınlıklara dört elle sarılmayın. Kırıldığınız kişilere
sevgi elini önce siz uzatın. Gönlübol olmayı, haklı olmaya yeğleyin.
Haklı olmak, kendinizi mutlu etmekten daha önemli değildir.
Karşılaştığınız olumsuzlukların bir yıl sonra bir önemi olup olmayacağını
sık sık kendinize sorun. Bunların yaşamınızı hiç etkilemeyen küçük
ayrıntılar olduğunu görmeniz, size ihtiyacınız olan görüş açısını
kazandıracaktır.
Hayatın adil olmadığını, hiçbir zaman da olmayacağını kabul edin.
Bu gerçeği kabullenmek, bizi elimizdeki imkânlarla en iyisini yapmaya
zorlar; kendimize ve başkalarına acımamıza engel olur; acıma duygusunun
yerini şefkat alır.
Ara sıra hiçbir şey yapmamaktan dolayı can sıkıntısı duymak yararlıdır.
Çok geçmeden yerini huzura bırakır. Kısa bir süre hiçbir şey yapmamanın
güzelliği, bize aklımızı netleştirip, gevşemeyi öğretir.
Mevcut durumdaki stres düzeyimiz, strese dayanma gücümüze eşittir.
İnsanlara strese dayanma gücünü artırmayı öğretirseniz, o oranda
stresleri artacaktır. Daha çok gerilim ve sorumluluk üstleneceklerdir.
Strese boğulmuş kişinin kendine gelebilmesi için hayati sağlık sorunu,
terk edilme gibi ciddi olaylar gerekir. Stres düzeyiniz azalırsa,
zihniniz açıksa daha verimli olursunuz. O halde stresi kontrolden
çıkmadan fark edin.
Her hafta birkaç dakikanızı ayırıp, yüreğinizin sesiyle bir mektup
yazmak, herkese çok yararlı olur. Bu tanımadığınız biri de olabilir,
yazdığınızı göndermeyebilirsiniz de. Amaç, sevgi ve minnet duygularınızı
ifade etmektir.
Zaman zaman kendi cenazenize katıldığınızı hayal edin. Bu, hâlâ
fırsatınız varken geride kalan hayatınıza bir bakıp, geleceğe ilişkin
önemli değişiklikleri yapma fırsatı verecektir size.
Hayatın acil bir durum olmadığını sıkça tekrarlayın, onu acil yaşamayın.
Aksi durum hem kendinizin, hem çevrenizdekilerin hayallerini ve
beklentilerini yok eder.
Zihninizde özel bir bölüm açın. Bu bölüm, bir olayı hatırlamanız
ya da benimsediğiniz bir anlayışı öne çıkarmada çok işe yarayacaktır.
Bu yöntemle, sorunu zihninizde hafifçe tutacak, ancak etkin bir
şekilde onu düşünerek enerji kaybetmeyeceksiniz.
Her gün birkaç dakikanızı, teşekkür edecek, minnet duygularınızı
belirtecek birilerini düşünmek için ayırın. Her gün birkaç dakikanızı,
seveceğiniz birini düşünmeye harcayın. Her gün en az bir kişiye
beğendiğiniz bir özelliğini söyleyin. İnsanları sevdiğinizi belirtmek
için en iyi zaman şimdidir, beklemeyin, geç kalabilirsiniz. İster
doğrudan, ister telefonla ya da mektupla.
Tanımadığınız birilerini de kendinizden pek farklı olmayan insanlar
gibi kabul edin. Onlara hem saygılı, hem de bir gülücük ve göz temasıyla
davranın. İnsanların ne kadar birbirine benzediğini ve içlerindeki
masumiyeti görürsünüz.
Her gün kendinize ayıracağınız sessiz zaman, sizleri gevşetir ve
rahatlatır. Ayrıca günde beş on dakikalık eğitimlerle zihni sakin
ve sessiz hale getirebilirsiniz. Bunun için uygun yol meditasyon
ya da yoga olabilir.
Sizleri gerçekten sinirlendiren birini minik bir çocuk ya da yüzlük
bir yaşlı olarak düşünün. Unutmayın ki, çocukların hata yapması
doğaldır, bizim de yüz yaşına gelmemiz için çok fazla zaman yoktur.
Önce karşınızdakileri anlamayı hedefleyin. Sizin anlaşılmanız o
zaman daha kolay olacaktır. Etkili iletişimin temel felsefesi budur.
Süreci tersine çevirmek, atın önüne arabayı koymaktır.
İyi bir dinleyici olmanız, üstünüzdeki baskıyı azaltır. Bu rahatlığınız
karşınızdakine de geçer; ilişkinizin kalitesi artar. Konuşmadan
önce derin nefes alın, sıra bekliyor gibi atılmayın. Tartışmalarda
önce karşıdakinin savını almaya çalışın.
Uğrunda savaşacağınız şeyleri akıllıca seçerseniz, kazanmanız çok
daha kolay olur. Farklılıkların olabileceği ilkesine karşı savaşmayın.
Savaşacağınız şeylere bilinçli karar verin. Bunu başarırsanız, savaşma
gereği duymayacağınız günler gelir.
Moralimiz bozukken, bakış açımız çarpıklaşır, her şeyi olumsuz değerlendiririz.
Ruh halimiz iyiyken her şeyin çok daha güzel göründüğünü unuturuz.
Gerçek olanı; yaşamın hiçbir zaman insanın morali bozukken göründüğü
kadar kötü olmadığıdır.
Yaşama bir sınavmış gibi bakarsanız, karşınıza çıkacak engelleri
gelişmeniz için bir fırsat olarak görmeye başlarsınız; daima başarma
imkânınız vardır. Ama bu engelleri mutlaka kazanılması gereken savaşlar
olarak görürseniz, mutluluğu pek sık tadamayabilirsiniz.
Övgü ve yergi aynı şeydir şeklinde düşünürseniz, herkesi her zaman
memnun edemeyeceğiniz gerçeğini kendinize de hatırlatmış olursunuz.
Rastgele iyilikler yapmak, karşılık beklemeden bir şey vermenin
sevincini tatmak için etkili bir yoldur. Özellikle de bunu kimsenin
bilmediği zaman.
Bir davranışın ardında yatan nedene bakmak, tahmin edilenden de
kolaydır. Zaman zaman olumsuz davranışları bağışlamayı bilmeli.
Sevgi, davranışlara bağlı kalmaz. Masum yerine çoğu zaman suçlu
görme eğilimimiz vardır. Masumiyeti görebilmek, bir dönüşüm yapabilmenin
en önemli gerecidir. Antropolog olun; insanların ön yargısız yaşam
ve davranış tercihlerine ilgi duyun. Çok iyi düşünün, hepimizin
çok farklı olduğu gerçeğine saygı gösterin.
Alçak gönüllü olmak, iç huzurun ayrılmaz bir parçasıdır. Kendini
kanıtlama çabası, diğer insanları sizden uzaklaştırabilecek tehlikeli
bir tuzaktır. Kapılmayın.
Yaptığınız her işin çetelesini tutmayın. Hep yaşamın içindeki ve
ilişkilerdeki eksikleri, çatlakları bulup ortaya çıkarmaya çalışmayın.
Sizi çok zahmete sokmayacak, ancak yine de birisine yararı dokunacak
şeyler düşünün. Kendinize bir yardım düzeni oluşturun. Kişisel doyum
ve çevreye örnek olma en büyük ödülüdür. Postayla evlât edinin,
her ay yardım edin, yazışın.
Sınırlar öne sürmeyin. Bir şeyin gerçek ya da sizin için erişilmez
olduğuna karar verirseniz, daha sonra kendi yarattığınız bu engeli
aşmanız çok zor olur.
İnatla savunduğunuz beş iddianızı sıralayın ve bu konularda yumuşamaya
çalışın. Bu sizi güçsüz yapmaz, daha da güçlendirir.
Sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen eleştiriyi kabul edin. Eleştiriye
savunma refleksiyle karşılık vermeyin, bilinçli olarak kabul edin.
Bunun kazancının bedelinden daha fazla olduğunu göreceksiniz.
Başkalarının fikirlerinde biraz olsun doğruluk payı arayın. Böylece,
çevrenizdekileri daha iyi anlayacak, daha sevecen ve uysal olacak,
daha çok şey öğrenecek ve en önemlisi kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
Her şeyin bir başı ve bir sonu olduğunu unutmazsanız, sevdiğiniz
şeylerin beklemediğiniz anda yok olması durumunda çok üzülmezsiniz.
Nereye giderseniz gidin, eğilimleriniz sizinle olacaktır. Dolayısıyla,
huzurlu ve mutlu olacağınız ortam, bulunduğunuz ortamdır. Bulunduğunuz
konumda mutlu olmaya bakın, mutluluğu koşullara bağlayarak ertelemeyin.
Daha ılımlı bir sürücü olun. Her ortamda rahatlayabilme imkânlarını
iyi kullanın. Yaşamı bir melodram olarak görmeyin. Ufak şeyleri
büyütmeyin. Aynı anda birkaç şeyi yapmaya kalkmayın.
Mutlaka kendi görüşlerinizden farklı kitap ve makaleler de okuyun,
bir şeyler öğrenmeye çalışın. Dostlarınızdan ve ailenizden bir şeyler
öğrenmeye ve onların önerilerine açık olun.
Öfkenizin kabarmaya başladığını hissettiğiniz an, derin nefes alıp
vererek içinizden ona kadar sayın. Tartışmalı ortamlarda kendinize
hakim olmaya çalışın.
Plânlarınızda esnek olun. Gerektiğinde plânın bir parçasının değişebileceğini
unutmayın. Sahip olmak istediklerinize değil, sahip olduklarınıza
odaklanın. Olumsuz ve üretken olmayan düşüncelerinizi ciddiye almayın.
Hizmet vermeyi yaşamınızın ayrılmaz bir parçası haline getirin.
Bunun en güzel yolu, en basit olanı, günlük yaşamda gerçekleştirilen
gösterişsiz, kimi zaman fark edilmeyen küçük iyiliklerdir. Yaptığınız
iyiliklerin karşılığını istemeyin ve beklemeyin. Yardım etmeye çalışırken
dikkatinizi küçük şeylere yöneltin.
Boyutları ne olursa olsun sorunlarınızı, yaşamın ayrılmaz bir parçası
ve öğretmenleriniz olarak görün. Aksi durumda, stres yaratmaları
kaçınılmazdır.
Varlığınızı olumlu ve olumsuz tüm yönleriyle kabullenin. İnsanca
hata yaptığınız anda bile, bakış açınız doğru ise, hayli yol almışsınız
demektir. Başkalarını suçlamaktan kaçındığınız an, yaşam daha mutlu
olacaktır.
Bundan belli süre sonra dünyada bambaşka insanlar olacağını unutmayın.
Bu, stresli anlarımızda bize bir perspektif sağlar. Yüzünüz güldükçe,
yaşam daha eğlenceli olur. Koşulsuz sevebilmek önemlidir. Bir bitki
yetiştirmeniz koşulsuz sevgi duymanız için bir fırsattır. Sevginin
müthiş bir dönüştürücü gücü vardır.
Sözde başarılara kendinizi kaptırmayın. Anlamlı başarıyı kendinize
göre tanımlayın. Duygularınıza kulak verin. Topu size atarlarsa,
tutmak zorunda değilsiniz. Böylece yaşamınızdaki stresi hayli azaltırsınız.
Her şeyin başlangıcı ve sonucu olduğunu, gelip geçici olduğunu unutmayın.
Yaşam birbiri ardından gelen durumlar bütünüdür. Yaşadığınız anı
değerlendirin. Yaşamınızı sevgiyle doldurmak için ilk çabayı siz
gösterin. Sevginin ödülü kendisidir.
Sürekli daha fazlasına sahip olmak arzusu doyumsuzluk yaratır. Bunun
sonu yoktur. Mutluluğun en güzel ölçüsü, sahip olduklarınızla ne
istediğinizi ayırt edebilmektir.
Kendinize gerçekte önemli olanın ne olduğunu sık sık sorun. Kendinize
bunu hatırlatmak, önceliklerinizi doğru sıralamanızı sağlar.
Yüreğinizin sezgisine güvenin. Yürek sezginizin size yanlış cevaplar
vereceği korkusunu yener ve ona güvenmeyi öğrenirseniz, yaşamınız
gerçekten olması gerektiği gibi büyülü bir serüven haline gelecektir.
Yaşam keyfinizi ve sağ duyunuzu saran engelleri yok edecektir. Yüreğinizin
gönderdiği mesajı hemen eyleme geçirin.
Hayatın belirlediğiniz gibi olmasında ısrar etmeyin, olduğu gibi
kabul edin. Günlük yaşamın zorlukları içinde yüreğinizi açın. Kendi
işinize bakın. Bu sadece başkalarının sorunlarını çözme isteğinden
kaçınmak değildir. Bu ilke sayesinde dedikodudan kaçınırsınız, birilerinin
arkalarından konuşmaktan kaçınırsınız.
Yaşamdan ne istersek onu görürüz. Kusurları da, çirkinlikleri de,
güzellikleri de. Olağan şeylerde olağanüstülüğü ararsanız, bunu
görmeyi de öğrenebilirsiniz. Hayatın kendisi çok değerli ve olağanüstüdür.
Bu noktaya dikkatinizi verirseniz, küçük ve olağan şeyler yepyeni
anlam kazanır.
Her gün kendinize kısa bir zaman ayırıp, uğraşmak istediğiniz şeyle
değerlendirin. Önemli olan bu süreyi programınıza yerleştirmek ve
buna uymaktır.
Bu günü son gününüzmüş gibi yaşayın, öyle olabilir. Kimsenin ne
kadar ömrü olduğunu bilmesi mümkün değil. Ne yazık ki, sonsuza dek
yaşayacakmış gibi davranırız. Yapmayı çok istediğimiz şeyleri erteler
dururuz. Son gününüzmüş gibi derken, her şeye kayıtsız kalın, sorumluluklarınızı
bir yana bırakın denilmek istenmemektedir. Amaç, yaşamın değerini
hatırlatmaktır. Ufak şeyleri dert etmeyin. Kendinize çok değer verin.
|