| Kitabın Adı | Doğunun Limanları |
| Kitabın Yazarı | Amin MAALOUF |
| Yayınevi ve Adresi | Yapı Kredi Yayınları |
| Basım Yılı | 2001 |
|
KİTABIN ÖZETİ Olay 1976 Haziranında bir metroda geçmektedir. Yazar, romana tablodaki
bir resimden söz ederek başlamaktadır. Tabloda, deniz ve o maviliğin
üstündeki gemi bulunmaktadır. Yazar, bu tabloya hayran kalmıştır.
Metroda bu tabloyu hayran bir şekilde seyrederken gözleri, son derece
ilgi çeken bir adama takılır ve o, bu adamı takip etmeye başlar.
Bu takip neticesinde her ikisi Hubert Hugles sokağında karşı karşıya
gelirler. Yazar, türlü yollarla bu adama yanaşmaya başlar. Adamın
yabancı olduğunu sezer ve ona yardımcı olmaya çalışır. Bu yardımlaşma
sonucunda her ikisi dost olurlar. Adamın amacı, Paris'te direnişçilerin
adını taşıyan 39 cadde veya sokağı gezmektir. Bu arada yazar ile
yabancı arasında koyu bir muhabbet başlar. Yabancı adam, yazarın
sorularına da yanıt vermeye çalışır ve ona, Paris'te dört gün kalacağını
söyler. Yazar ile adamın tanışması, çarşamba akşamına rastlamaktadır. Yazar üçüncü bölümde, İsyan'ın hayatı hakkında bazı incelemelerde bulunur. Fakat incelemeden öte onun anlattıklarıyla yetinerek bunları okuyucusunun, bizlerin, önüne sunar. İsyan'ın örgütteki lâkabı Bakü (gelecek, ati)'dür. O, gemiyle yaşadığı yer olan Beyrut'a döner. Limanda, aralarında babasının da bulunduğu büyük bir kitle tarafından coşkuyla karşılanır. Herkes onu övmektedir. Babası dört yıl zarfında olan biteni kendisine anlatır. Ailesi dağılmış; annesi, dayısıyla birlikte Avrupa'ya kaçmış, kız kardeşi de yabancı biriyle evlenmiştir. İsyan, babasına örgütte tanıştığı kız arkadaşı Clara'dan söz eder. Yazar, otel odasında Kitapdar ile baş başadır. Onun söylediklerini kaydetmeye devam eder. Bu bölümde İsyan, Clara ile olan evliliğinden bahsetmektedir. 1947 yılında Filistin'in, Araplar ile Yahudiler arasında paylaşılması hâdisesinin gündemde olduğunu; Clara ile olan evliliklerinin de Yahudiler ile Arapların kaynaşmalarını sağladığını belirtir. İsyan, gençlik dönemindeki gençlere nasihatler vermektedir. İnsanın genç iken hiçbir şeyi dert etmediğini belirtir. Yalnız, yıllar geçince gençlik dönemindeki ateşleri, heyecanları da beraberinde götürdüğünü dile getirir. Gençlerin gelecekleri hakkında iyi plânlar yapmalarını tavsiye eder. Ayrıca aile içindeki uyuşmazlıklardan da yer yer bahsetmektedir. O, beşinci bölümde babasının hastalığı dolayısıyla Beyrut'a dönüşünü ve babasının ölümünden söz etmektedir. Babasının ölümü ve eşinden ayrılışı İsyan'da ruhî bunalımlara sebep olur. Herkesin deli diye nitelediği İsyan'ı, kardeşi Salem tımarhaneye atar. Böylece ailedeki tek vâris Salem olur. İsyan, otel odasında bekleyen yazara son akşamının olduğunu söyler. Anlatacaklarının son olabileceğini de ona hatırlatır. Kardeşi Salem, dört yıl sonra kendisini ziyarete gelir ve onu eve götürür. Ülkenin zenginlerinden biri olan kardeşi, bir zamanlar kendisini hapse atmaya çalışanlarla yatıp kalkmaktadır. Hayattan bıkan, eşine ve kızına kavuşamayan ve deli diye nitelendirilen İsyan, intihar etmek ister fakat arkadaşı Labo buna engel olur. Labo, şu sözleriyle İsyan'ı hayata bağlar: "Ölüme son çare olarak bakmalısın. Hiç kimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama ölüme gidebileceğin için onu yedekte tut; sonuna kadar. Diyelim ki gece bir kâbus gördün. Bunun bir kâbus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hâle gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa... hayat budur de, ikinci kez çağrılacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatmaca oyunu, maskeler oyunu. Onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak, ister izleyici olarak. İzleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. "Son Kurtuluş Çaresi" yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için, bu çareye hiç başvurmadım. Ama ahretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım." İsyan'ın yirmi yıllık tımarhane hayatı vardır. Kardeşi son seçimlerde
başkan olmuştur. Kızı Nadya, babasını kurtarmak için girişimlerde
bulunur. Nadya, babasını tımarhanede ziyaret eder ve ona kitap içinde
bir mektup verir. Bu mektup İsyan'ı ikinci kez hayata bağlar. O,
buradan kurtulma hayallerini kurar. Nadya ise çalışmalarına aralıksız
devam eder. Direnişçilerin eylemlerinden sonra İsyan, tımarhaneden
kaçar, eski arkadaşı Bertrand'ı görür ve ondan Clara'nın adresini
alır. |
|