|
KİTABIN ÖZETİ
Yazar kitabında; değişim, değişimin yönetilmesi, değişimde liderlik,
çalışanların rolü, örgüt kültürü, örgütsel değişim gibi temel konuları
ele almakta, kavramsal ve yönetsel felsefe kapsamında incelemektedir.
"Değişim olgusu", günümüzün olmazsa olmaz kavramı olarak
kendini kabul ettirmiştir. Bilimsel gelişmelerin üssel açılımı,
beraberinde teknolojik gelişmeleri de aynı oranda etkilemektedir.
Çevremizde oluşan her yeni durum, fiziki çevre farklılaşması kadar,
hayatımızı kolaylaştırma noktasında evreni, dünyayı ve insanı algılamalarımızda
da etkin olmaktadır.
Değişime ayak uydurma, değişmekten öte değişim hızını yakalamakla
ilgilidir. Hızlı değişimlere yeterli tepkiyi gösteremeyen kurum,
kuruluş ve fertler güncelliklerini ve rekabet güçlerini kaybederek
eleneceklerdir. Çünkü günümüzde değişim ivmesi, sektörler arası
farklılıklar göstermekle birlikte, günden güne artmaktadır.
Organizasyonların algıladığı değişim duygusu, dışsal gelişmelerden
kaynaklanabileceği gibi, içsel dinamiklerden de kaynaklanabilir.
Dışsal etkiler; ekonomi ve pazardaki değişimler, teknolojik değişimler,
yasal, politik değişimler, kaynaklardan yararlanabilirlikteki değişimlerdir.
İçsel güçler ise; çalışanların amaçlarındaki ve görev teknolojisindeki
değişimler, örgütsel yapıdaki değişiklikler, örgütsel iklimdeki
değişiklikler, örgütsel hedeflerdeki değişiklikler olarak sıralanabilir.
Değişimin etkin yönetimi; mevcut durumun anlaşılması, arzulanan
gelecek durumun düşlenmesi ve örgütün mevcut durumdan arzulanan
geleceğe hareketinin sağlanması ve güzergahta izlenmesini içerir.
Değişimlerin yönetilmesi, olağan durumların ötesinde liderlik yaklaşım
ve becerilerini gerekli kılar. Etkin liderin en önemli yardımcısı
ise, takım ruhuyla donatılmış değişim ekipleri ve değişim ajanları
olacaktır. Ekipleri oluşturacak bireyler ve ajanlar, örgüt içinden
olabileceği gibi, dışından da transfer edilebilirler.
Değişim; kurumsal kültürün ve çalışanların değişimi algılama düzeyi
ile ilişkili olarak farklı oranlarda dirençle karşılaşacaktır. Değişimin
gerçekleştirilmesi ve yönetilmesi noktasında önemle üzerinde durulması
gerekli bir diğer nokta da, direncin azaltılmasıdır. Bunun için
liderin uygun stratejileri geliştirmesi gerekir. Aksi takdirde sabote
edilen adımlar nedeniyle zaman, maliyet ve etkinlik kayıpları kaçınılmaz
olacaktır.
Direncin aşılmasında genel yaklaşımlar olarak; çalışanlarla yoğun
iletişim kurmak, eğitim programları hazırlamak, iş süreçlerini yeniden
programlama ve oluşturma aşamasında çalışanların katılımını sağlamak,
yeni örgütsel yapılar kurmak, yönetici değişikliğine gitmek, yeni
politikalar ve prosedürler oluşturmak gibi çözümler düşünülebilir.
Değişimin başarısı veya başarısızlığı, yalnızca değişime direncin
azaltılması ve sorunun doğru biçimde tanımlanmasına bağlanamaz.
Aynı zamanda değişimin uygulanması için seçilen stratejilerin uygunluğu
ve uygulama adımlarının etkinliği de önemlidir.
Değişimde hedeflenen; amaçlar, teknoloji, yapı, görevler, insan,
kültür, strateji, hedef gibi unsurları daha etkin ve gelişmiş konuma
getirebilmektir. Bu amaçla; kurum ve kuruluşlarda, misyon ve amaçlar
yeniden tanımlanır ve berraklaştırılır, iş akımları ve ekipmanlar
iyileştirilir, örgütsel tasarım ve koordinasyon mekanizmaları güncelleştirilir,
bireyler ve gruplar için görev tasarımları güncelleştirilir, eğitim
ve personel gelişiminin etkinliği için girişimlerde bulunulur, işe
alma ve seçim uygulamaları gözden geçirilir, temel/öz inançlar ve
değerlerin yaratılması üzerinde durulur, stratejik ve taktik planlar
oluşturulur, spesifik performans hedefleri yeniden düzenlenir.
Kalıcı ve güçlü olabilmenin temel gereği olan, değişimi anlama ve
yönetme noktasında, temel kavramları olduğu kadar uygulama adımlarıyla
birlikte felsefesini de içeren bu eser, çağın insanı olma gereklerini
karşılama çabasında olan tüm birey ve yöneticilere yararlı olacak
niteliktedir.
Yazarın deyimiyle; "Kişisel ve örgütsel yaşamımızın kalitesini,
değişime inanmak ve derinlemesine değişmek yükseltecektir. Yavaş
- yavaş ölüm veya değişim: Önümüzdeki seçenekler bunlardır. Değişime
karar vermek için çok fazla zamanımız da yoktur. Ne yapacağız o
zaman? Önce değişimin değiştirilmeyecek bir yaşam felsefesi olduğuna
inanmamız gerekir. Ama bu da yeterli değildir. Yürekten inanma ile
akılcı inanmanın bütünleştirilmesi gerekir.
Değişimin bir parçası olmak, onunla birlikte yaşamak ve havasını
solumak; "İşte günümüzün 'olmazsa olmaz' koşulu, gerçeği budur."
|