| Şimdi, arzu buyurursanız, Halife seçimi dolayısıyla
Meclis'in 18 Kasım 1922 günlü gizli oturumlarında geçen görüşmelerle
ilgili kısa bir bilgi vereyim :
Meclis'te konuyu pek ciddî ve önemli sayanlar vardı. Özellikle
hoca efendiler, kendi ihtisasları ile ilgili bir konu bulduklarından
çok dikkatli ve uyanık idiler. Bir halife kaçmış. .. Onu makamından
indirmek ve yenisini seçmek... Sonra, yenisini İstanbul'da bırakmayıp
Ankara'ya getirmek. . . Milletin ve devletin yakından başına geçirmek.
. . Kısacası, Halife' nin kaçması yüzünden Türkiye'de ve bütün İslâm
dünyasında karışıklık çıkmış veyahut çıkacakmış... Onun için tedbirler
alınmalı imiş... şeklinde düşünceler, endişeler ortaya atılıyordu.
Bazı konuşmacılar da halife olacak zatın sıfat ve yetkisinin ne
olacağını tespit gereğinden söz ediyorlardı.
Görüşme ve tartışmalara ben de katıldım. Konuşmalarımın çoğu, ileri
sürülen düşüncelere cevap niteliğinde idi. Söylediklerimin özü şu
cümlelerde toplanıyordu :
Bu konu fazlasıyla tartışılıp tahlil edilebilir. Ancak, tartışma
ve tahlillerde ne kadar ileri gidersek, konuyu çözüme bağlamakta
da o kadar güçlük ve gecikmelere uğrarız. Yalnız, şu noktaya hepinizin
dikkatini çekerim. Bu Meclis, Türk halkının Meclisidir. Bu Meclis'in
sıfat ve yetkileri yalnız ve ancak Türk halkının ve Türk vatanının
varlığı ve kaderi ile ilgili ve onlar üzerinde etki yapabilir. Meclisimiz,
kendi kendine bütün İslâm dünyasını içine alan bir güç ve kudrete
sahip olamaz Efendiler! Türk milleti ve onun temsilcilerinden kurulmuş
bulunan Meclis'imiz kendi varlığını, halife ünvanını taşıyan veya
taşıyacak olan bir zatın eline veremez ve vermeyecektir Efendiler!
Bundan dolayı İslâm dünyasında karışıklık varmış veyahut olacakmış.
Bunların hepsi anlamsız ve yalan sözlerdir. Kim söylemişse yalan
söylemiştir, yalan söylüyor."
Bu sözüme itiraz eden bir zata cevap verdim ve açıkça dedim ki
:
- Sen yalan söyleyebilirsin, yaratılışın buna elverişlidir!
Efendiler, ortalığı gürültüye vermenin gereği olmadığını açıkladıktan
sonra, dedim ki : "Bizim dünya gözündeki en büyük güç ve kudretimiz,
yeni şekil ve mahiyetimizdir. Hilâfet makamı esaret altında olabilir.
Halife ünvanını taşıyanlar, yabancılara sığınabilirler. Düşmanlar
ve halifeler elele verip her şeyi yapabilecek bir işbirliğine girişebilirler.
Fakat yeni Türkiye'nin rejimini, politikasını ve kuvvetini hiç bir
şekilde sarsamazlar .
|