| Rauf Bey'den saltanat ve hilafet konusundaki kanaat
ve düşüncesinin ne olduğunu sordum. Verdiği cevapta şu açıklamalarda
bulundu: Ben, dedi, saltanat ve hilafet makamına vicdanımla ve duygularımla
bağlıyım. Çünkü benim babam, Padişahın ekmeği ve nimetiyle yetişmiş,
Osmanlı Devleti'nin ileri gelen adamları sırasına geçmiştir. Benim
de kanımda o nimetin zerreleri vardır. Ben nankör değilim ve olmam.
Padişah'a bağlılık borcumdur. Halifeye bağlılığım ise terbiyem gereğidir.
Bunlardan başka, genel bir görüşüm de vardır. Bizde milleti ve kamuoyunu
elde tutmak güçtür. Bunu ancak, herkesin erişemeyeceği kadar yüksek
görülmeye alışılmış bir makam sağlayabilir. 0 da saltanat ve hilafet
makamıdır. Bu makamı ortadan kaldırıp onun yerine başka nitelikte
bir makam getirmeye çalışmak felakete ve büyük acılara yol açar. Bu
da asla doğru olamaz.
Rauf Bey'den sonra, karşımda oturan Refet Paşa'nın görüşünü sordum.
Refet Paşa'dan aldığım cevap şuydu: "Rauf B e y 'in düşünce
ve görüşlerinin hepsine katılırım. Gerçekten de bizde padişahlıktan
ve halifelikten başka bir idare şekli söz konusu olamaz."
Ondan sonra, Fuat Paşa'nın düşüncesini öğrenmek istedim. Paşa.
Moskova'dan yeni döndüğünden, durumu, halkın duygu ve düşüncelerini
daha yeterince incelemeye vakit bulamadığından söz ederek, görüşülen
konu üzerinde kesin bir düşünce ve görüş ileri süremeyeceğini bildirdi
ve özür diledi.
Ben, karşımdakilere kısaca şu cevabı verdim: "Üzerinde durduğunuz
konu bugünün işi değildir. Meclis'te bazılarının telaş ve heyecana
kapılmalarına da gerek yoktur.
Rauf Bey, bu cevabımdan memnun göründü. Fakat şu veya bu şekilde
bu konu etrafındaki görüşmelere yine devam edildi. Akşam üzeri başlayan
konuşmalarımız, bütün gece, sabaha kadar uzadı. Rauf Bey 'in bir
şeyi sağlama bağlamak istediğini hissettim. Benim hilafet ve saltanat
ve ileride şahsen alabileceğim durumla ilgili olarak kendilerine
söylediğim ve inandırıcı buldukları sözleri bana kürsüden bizzat
Meclis'e karşı söyletmek...
Kendilerine söylediğim sözleri olduğu gibi Meclis'e karşı söylemekte
de bir sakınca görmediğimi bildirdim. üstelik bu sözleri kurşun
kalemle bir kağıt parçasına yazarak ertesi gün bir sırasını düşürüp
Meclis'te söyleyeceğime söz verdim. Verdiğim bu sözü yerine de getirdim.
Benim bu konuşmam muhaliflerce, Rauf Bey 'in başarısı olarak sayılmış
ve kendisi takdir edilmiş...
|