| Efendiler, üç ay sonra, yani 20 Temmuz 1922 tarihinde,
Başkomutanlık Kanunu, süresi bittiği için yeniden görüşme konusu oldu.
Bu defa Meclis'te yaptığım genel konuşmanın bir kısmını olduğu gibi
bilginize sunmama müsaadenizi rica ederim. Demiştim ki :
Artık ordumuzun maddi ve manevi gücü, olağanüstü hiçbir tedbire
ihtiyaç duyurmaksızın, milli gayeyi tam bir güvenle gerçekleştirecek
düzeye ulaşmıştır. Bu bakımdan, olağanüstü yetkilerin devam ettirilmesine
gerek ve ihtiyaç kalmadığı görüşündeyim.
Bugün ortadan kalktığını görmekle sevindiğimiz bu ihtiyacın, bundan
sonra da doğduğunu görmemekle mutlu olacağız. Başkomutanlık görevinin
süresi, olsa olsa Misak-ı Millî'mizin özüne uygun kesin bir sonuca
ulaşacağımız güne kadar uzar. Mutlu sonuca güvenle ulaşacağımıza
şüphe yoktur. O gün, değerli İzmir'imiz, güzel Bursa'mız, İstanbul'umuz,
Trakya'mız ana vatana katılmış olacaktır. O mutlu gün gelince, bütün
milletle birlikte, en büyük mutluluklara erişmekle şeref duyacağız.
Benim bundan başka ikinci bir mutluluğum daha olacaktır ki, o da
kutsal dâvâmıza başladığımız gün bulunduğum duruma dönebilmekliğim
imkânıdır. Dünyada, milletin bağrında serbest bir fert olabilmek
kadar büyük bir mutluluk var mıdır? Gerçekleri bilen, kalbinde ve
vicdanında manevi ve kutsal hazlardan başka zevk taşımayan insanlar
için, ne kadar yüksek olursa olsun, maddi makamların hiçbir değeri
yoktur.
Efendiler, bu görüşmelerin sonunda, Başkomutanlığın süresiz olarak
bana verilmesi kararına varıldı.
|