| Ben, görüşmeler ve tartışmalarla ortaya çıkan bu görüşleri,
gerektiği kadar gözönünde tutuyor ve inceliyordum. Son görüşü savunanlar,
mantığa dayanan kuvvetli sebepler ileri sürüyorlardı. Samimiyetsiz
isteklerde bulunanların yaygaraları, başkomutanlığı üzerime almamı
içtenlikle teklif edenlerde, derin ve kaygı verici etkiler yapmaya
başladı. Benim fiilen başkomutanlığı üzerime almam, bütün Meclis'te
son çare ve son tedbir olarak görüldü.
Meclis'in bu görüşü çabucak Meclis dışında da yayıldı. Benim ses
çıkarmayışım ve komutayı fiilen üzerime almaya yanaşmayışım, adeta
felâketin kesin ve yakın olacağı düşünce ve inancını yaygın bir
duruma getirdi. Bunu anlar anlamaz derhal kürsüye çıktım.
Efendiler, bu anlattığım durum, 4 Ağustos 1921 günü bir gizli oturumda
geçiyordu. Üyelerin bana karşı gösterdikleri yakınlık ve güvene
teşekkür ettikten sonra, Başkanlık makamına şöyle bir önerge verdim
:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Yüce Başkanlığına
Meclisin pek sayın üyelerinin genel olarak beliren istek ve talepleri
üzerine, Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu görevi şahsen üzerime
almaktan doğacak yararları azamÎ çabuklukla elde edebilmek, ordunun
maddî ve manevî gücünü en kısa zamanda artırıp en yüksek seviyeye
çıkarmak, sevk ve idaresini bir kat daha kuvvetlendirmek için, Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nin sahip olduğu yetkileri, fiilen kullanmak
şartıyla üzerime alıyorum. Ömrüm boyunca, millî hâkimiyetin en sadık
bir kulu olduğumu millete bir defa daha gösterebilmek için, bu yetkinin
üç ay gibi kısa bir süreyle sınırlandırılmasını ayrıca rica ederim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal
|