| İkincisi, memleket içinde ve yine teşkilâtımız içindeydi.
Bu noktayı açıklayan en belirgin örnek, Erzurum milletvekili Hoca
Raif Efendi'nin ve bazı arkadaşlarının, grubun kurulmasından önceve
Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun çıkmasından hemen sonra giriştikleriteşebbüstür.
Arzu ederseniz bu konuda biraz bilgi vereyim:
Hoca Raif Efendi ve arkadaşları, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i HukukCemiyeti
Erzurum Merkez Hey'eti'nin adını değiştirdiler.Muhafaza-i Mukaddesat
Cemiyeti dediler. Mevcut cemiyet ilkelerininbaşına da, Hilâfet ve
Saltanat makamının ve devlet şeklinin olduğu gibibırakılmasını sağlayıcı
birtakım eklemeler yapmışlar ve bu teşebbüslerini öteki illere,
özellikle doğu illerine de birtakım bildiriler göndererekyaymaya
kalkışmışlardı. Ben bu durumu öğrenir öğrenmez, Doğu Cephesi Komutanı
Kâzım Karabekir Paşa'nın dikkatini çektim.Hoca Raif Efendi'yi ve
arkadaşlarını uyararak bu türlü teşebbüslerden vazgeçirmesini rica
ettim.
Sarıkamış'ta bulunan Kâzım Karabekir Paşa ile Erzurum'da bulunan
Hoca Raif Efendi arasında bazı yazışmalar olduktan sonra Raif Hoca,
bizzat Paşa'nın karargâhına gitmiş, oradaMuhafaza-i Mukaddesat adının
kullanılmasındaki sebepleri açıklarkendemiş ki : "Maksat halifelik
ve padişahlık haklarını korumak, memleketin ve İslâm dünyasının
bugünkü ve gelecekteki hayatı için büyük uyuşmazlık ve sakıncalar
doğuracak olan Cumhuriyet idaresinden kesinliklesakınmaktır."
Hoca, Büyük Millet Meclisi'nde kurulan Müdafaa-iHukuk Grubu'nun
hilâfet ve saltanat idaresini cumhuriyete dönüştürmemaksadı güttüğü
hissedilmektedir görüşünde bulunduktan sonra, bugibi teşebbüsleri
tanımakta mazur olduklarını bildirmiş.
|