| Bu telgrafta, İstanbul ile Zonguldak arasında Fransız
telsizi ile haberlşmek üzere Fransız temsilcisinin izni alındığı bildirildikten
sonra : "Hükûmet ile bir uzlaşma esası kabul edildi mi? Kabul
edildiyse nerede buluşmanın mümkün olacağını ve hangi yolla gelmenin
uygun düşeceği sorulmakta idi."
İstanbul Posta ve Telgraf Genel Müdürü Orhan Şemsettinimzalı 11
Kasım 1920 tarihli bir emir de, Kastamflnu Posta ve Telgraf Başmüdürlüğü'ne
geliyordu. Bu emir, Ereğli Müdürlüğü'ne gönderilen ve resmî olmayan
bir mektubun zarfından çıkıyordu. Emir aynen şudur :
Madde 1- Anadolu ile hükumet merkezi (İstanbul arasında telgraf
haberleşmelerinin bir an önce başlatılması gereklidir.
Madde 2 - Bu maksadın gerçekleştirilmesi için, bir taraftan Sapanca
ileGeyve arasındaki ana hat üzerinde onarılabilecek durumda olan
tellerin sür'atlekullanılabilir duruma getirilmesi, diğer taraftan
da önemli yapım ve onarım çalışmalası gerektiren İzmit, Kandıra,
İncilli arasında yapım ve onarımına başlanması uygun görülmektedir.
Madde 3 - Sözü edilen onarımları yapmakla görevli olan İstanbul
Fen MüfettişiBekir Bey, emrinde bir başçavuş ve yeterince çavuşla
İzmit'e harekete hazırdır.
Madde 4 - Ellerinde Dahiliye Nezareti yüksek makamının görev belgesinitaşıyan
bu memurlar, herhangi bir yerde onarım çalışmaları gereğini duyduklarında,
tarafımızdan ilgili makamlarla haberleşilerek, kendilerine gereken
yardımınsağlanması himmetlerinizden beklenmektedir. 11 Kasım 1920.
Bu telgraf üzerine gerekenlere verdiğimiz emir, İstanbul ile temaskurmaktan
sakınılması ve telgraf hatlarını onarma bahanesiyle gelen olursa
tutuklanması ile ilgiliydi.
Efendiler, İzzet Paşa'nın dolaylı olarak gönderdiği şifreli telgrafına
cevap vermeyi, özel bir memurla gönderdiğimiz notların kendisince
okunduğu haberini aldıktan sonraya bırakıyordum. İzzet Paşa'nıntarafımızdan
verilen bilgileri aldıktan sonra da görüşünde ısrar edip etmediğini
anlamak istiyordum. Bu husus anlaşıldıktan sonra, İzzet Paşa'ya
aracılar vasıtasıyla şu cevabı verdim :
Zâtıdevletleri ve Salim Paşa Hazretleri'nin de katılmaları gerekli
olanhey'etle en kolay ve çabuk olarak Bilecik'te buluşmak mümkündür.
İstanbul'danya Sapanca'ya kadar tren ve oradan otomobille veyahut
da deniz yoluyla Bursa'yave oradan yine otomobille Bilecik'e teşrif
buyurulabilir. Bu yollar üzerinde şimdiden gerekenlere tebligat
yapılmıştır. Yolculuğun, Aralık ayının ikisine kadar Bilecik'te
bulunacak şekilde ayarlanmasına ve İstanbul'dan hangi tarihte hangi
yollahareket edileceğinin şimdiye kadar kullanılan vasıta ile Zonguldak'a
bildirilmesinirica ederim. Yolculuğun mümkün olduğu kadar gösterişsiz
yapılması hatırlatma kabilinden arz olunur. 25/26.11.1920.
Efendiler, İstanbul'da 23/24 Kasım 1920 tarihiııde yazılan ve İstanbul'a
varmış olan özel memurun imzasıyla İnebolu'ya gönderilen ve 27 Kasım'da
oradan Ankara'ya çekilen bir telgrafta, şu bilgiler veriliyordu
:
Bu gün 23.11.1920'de İzzet Paşa'nın yanında bulunduğum sırada,
Hariciye Nâzırı, son siyasî durumla ilgili olarak aşağıdaki açıklamaları
yapmıştır :
Yeni gelen İngiliz clçisi, Ermenistan, Gürcistan ve bir süre sonra,
İzmir'leilgili önemli konularda Osmanlı Hükumeti lehine bir çözümün
bulunacağırını söylemiş. Bu elverişli durumdan yararlanarak memleketin
geleceğinin sağlanabilmesiiçin büyük bir güçle çalışılarak fırsat
kaçınlmamalıdır. Eğer Ankara, zaman kazanmak isteğindeyse bile,
bir temas kurularak ilerideki kararlar birlikte alınmalıdır,dedikten
sonra şu satırlar ekleniyor :
Açıklamalara ek olarak, İzzet Paşa, kendisine tarafımızdan gönderilen
özetteki nşimdiye kadar yapılan mücadelelerin bugün bahşettiği ve
sağladığıimkânlardan yararlanmak görevimizdir cümlesiııe dayanarak
: Eğer Anadolu gönderilecek hey'eti kabul etmezse, doğnıdan doğruya
benimle temas kurarak maksadımızı kendimiz kararlaştırmalıyız. Bunu
da kabul etmedikleri takdirde, söz konusu cümledeki görüşten vazgeçildiği
anlaşılacağından, artık kabinede kalmayarakistifa edeceğini ve istersek
İstanbul'u dikkate almayarak kendisinin de Anadolu'yageleceğini
söylemiş.
Efendiler, aynı telgrafta, İstanbul basınında, İzzet Paşa'ya aitolduğu
bildirilen şu demecini de yayınlandığı yazılıydı :
Hükûmetin Anadolu'ya özel bir memur göndermekten maksadı, Ankara'dakilerle
bir temas kurulup kurulamayacağını anlatmak içindi. Oradan dönen
memur,bu temasın kurulabileceğini anlattı ve haberleşme de yapılabildi.
Elbette gereğininyapılmasına çalışacağız.
Böyle bir demecin Anadolu'nun görüşüne uygun düşmeyeceği ve yalanlanması
gerektiği ileri sürülmüş ise de, kabine bunu kabul etmemiş.Bununla
birlikte İzzet Paşa , Tercüman-ı Hakikat gazetesine şu demeci de
vermiş :
Memleketin yüksek çıkarları, şimdilik bu konuda basının susmasını
gerektirmektedir. Bu bakımdan bir iki gün daha demeç vermekte mazuruz.
Efendiler, Tevfik Paşa, Ahmet İzzet Paşa, SalihPaşa, zamanın büyük
adamları gibi tanınmışlardı. Millet bunları akıllı,tedbirli ve uzak
görüşlü olarak biliyordu. Bu sebeple Damat FeritPaşa çekilip yerine,
ileri gelenleri bu şahıslar olan bir kabine iş başınagelince, herkeste
türlü türlü ümitler uyandı. Tevfik Paşa Kabinesi ilk andâ Ankara
ile temas ve ilişki kurmak isteyince, kamuoyunda iyi niyetineinanmamak
için bir sebep görülemedi. Herkes Tevfik Paşa Kabinesi'niniktidara
gelmesini hayırlı saydı. Bu kabinenin rrıemleket ve milletin yüksek
çıkarlarını gözetecek çare ve yolları bulmadan iktidara gelmiş olduğunu
kabul etmek ve ettirmek :gerçekten güçtü. Kaldı ki, kendileri deİstanbul
çevrelerinde ve basında kullandıkları dille, kamuoyunu doğrulayacak
bir tavır takınnış bulunuyorlardı.
|