| Efendiler, Ali Rıza Paşa Kabinesi ekilmemiş, Meclis
de bir problem çıkarmaktan sakınarak, onu düşürmek yoluna gidememiş
ve bazı üyeleri değiştirilmiş olan Ali Rıza Paşa Kabinesi'ne güven
oyu vermiştir.
Ali Rıza Paşa Kabinesi'nin Meclis huzurunda okuduğu hükûmet programını
bilmem hatırlar mısınız? Bu programda :
Sadrazam Paşa, yaptığı en önemli görevi sözlerine başlangıç olarak
alıyor; İstanbul Hükumeti ile Anadolu arasında haberleşmenin kesilmesine
kadar varan anlaşmazlığın giderilmesini başardığını, bundan böyle
millî iradenin yüce Meclis'te tecellî edeceğini, artık meşrutiyet
ilkelerine tam olarak uyulabilmesi için bir engel tasavvur etmediğini
söylüyordu.
Efendiler, bu sözlerle, Hey'et-i Temsiliye'nin millî irade adına
hareket etmesine ve meşrutiyet ilkelerine uygun hareketlere engel
olmasına artık yer olmadığı gibi bir anlam sezdirilmek isteniyor.
Daha dün Millî Meclis'in, İstanbul da toplandığı bir sırada, millı
iradeye de milletlerarası kurallara da aykırı olarak, bizzat kendilerinin
ve kendileriyle birlikte Meclis'in ve milletin ne kadar ağır bir
saldırıya uğradığını açıklama gereği duymayan sadrazam, halâ Hey
et-i Temsiliye yi jurnal etmekle durumunu kurtarmaya çalışıyor ve
bizim sayın milletvekili arkadaşlarımız da, bu sözleri büyük bir
sessizlikle dinleyebiliyorlar.
Hükûmet, siyasî zümrelere karşı tarafsızlıktan ayrılmadığını ve
ayrılmayacağını bir kere daha belirttikten sonra, bugüne kadar elde
ettiği başarıların derecesinin takdirini Meclis'e bırakıyor.
Sadrazam, devlet idaresinin düzeltilmeye muhtaç olduğunu söyleyerek
Osmanlı Devleti'nin, her yabancı devlet baskısı karşısında kaldıkça
başvurduğu eski politikasını yeniden canlandırarak, dünyaya yeni
düzeltmeler yapılacağı sözünü veriyor : "Yabancıların imtiyazlarını
genişleteceğiz. Azınlıkların haklarını korumak için nisbî temsil
yönetimini uygulayacağız. Adalet, maliye, bayındırlık ve güvenlik
işlerinde ve hattâ sivil yönetimde yabancılara yeteri kadar kontrol
yetkisi vereceğiz" diyerek düşündükleri düzeltmelerin esaslarını
sayıyor.
Sadrazam Paşa, dışişlerinden bahsederken de "Ateşkes Anlaşması
hükümlerinden ayrılmamak, hükûmetçe gerekli görülmektedir"
taahhüdünde dünde bulunurken, "İzmir'in işgalinden dolayı meydana
gelen kaynaşma ma ve karışıklığa son verecek olan, ancak barıştır"
demekle yetiniyor; kararlılık ve ileri görüşlülüğün güçlükleri yeneceğine
tam bir inancı bulunduğunu söyleyerek, programını bitiriyor (Belge
: 235).
|