| Efendiler, şimdi Ankara ya gelen milletvekilleriyle yapılan temas
ve görüşmelere gelelim :
Milletvekilleri, aynı günde veya günlerde toplu olarak bulunamadılar.
Teker teker veya küçük gruplar haünde gelip gittiler. Bu zatların
veya heyetlerin hepsine, ayrı ayrı ve hemen hemen aynı temel noktaları
günlerce üst üste tekrarlamak zorunda kaldık.
Her şeyden önce, manevî gücün, kalp ve vicdan gücünün yüksek tutulması
şarttır. Bunu bilirsiniz. Biz de bu gücü artırmak üzere :
Önce içteki ve dıştaki durumun güven ve ferahlık verici nitelikte
gelişen noktalarını ve yönlerini araştırarak açıklamaya ve ispata
çalıştık. Sonra, belirli bir amaç etrafında bilinçli ve azimli olarak
birleşmenin sarsılmaz bir güç olduğu gerçeğini, yorulmaksızın tekrar
ettik.
Bir toplumun yaşamasının ve mutluluğunun, ancak gayelerinde ve
gayelerinin gerçekleştirilmesinde tam bir birlik halinde bulunmasına
bağlı olduğunu açıkladık. "Vatanın kurtuluşu, istiklâlin kazanılması"
hedefine yönelmiş bulunan millî birliğimizin, köklü ve düzenli bir
teşkilâtın varlığına ve bu teşkilâtı iyi yürütüp yönetebilecek yetenekli
kafaların ve enerjilerin, bir tek beyin ve bir tek enerji halinde
birleşmiş ve kaynaşmış olmasına bağlı bulunduğunu söyledik. Bu münasebetle
İstanbul'da açılacak Meclis-i Meb'usan'da güçlü ve dayanışmalı bir
grubun kurulması zaruretini ortaya koyduk.
Millet, tarihin, ancak devletlerin yıkılış ve çöküş gibi bunalımlı
zamanlarında kaydettiği çok önemli ve tehlikeli anları yaşıyordu.
Böyle anlarda, talih ve kaderini doğrudan doğruya kendi eline almakta
gaflet gösteren milletlerin, gelecekleri karanlık ve felâketlerle
doludur.
Türk milleti bu gerçeği anlamaya başlamıştı. Bu kavrayış sonucuydu
ki, kurtuluş ümidi vadeden her samimî işarete koşmaktaydı. Ancak
, bir toplumun, uzun yüzyılların uyuşturucu yönetim ve terbiyesinin
etkisinden bir günde, bir yılda kurtulup serbest kalabileceğini
düşünmek ve kabul etmek doğru değildir.
Bu sebeple, durumu ve gerçeği bilenler, ellerinden geldiği kadar,
bağlı bulundukları millete ışık tutup yol göstererek, ona kurtuluş
hedefine yürümekte önderlik etmeyi en büyük insanlık görevi bilmelidirler.
|