| Efendiler, Hey'et-i Temsiliye'nin merkezinin Ankara'ya nakli düşüncesi
oldukça eskiydi. Bu düşünce ilk defa söz konusu olduğu sıralarda,
Kâzım Karabekir Paşa 'dan gelmiş olan bir telgrafı burada olduğu gibi
aktaracağım :
3' üncü Kolordu Komutanlığı'na Erzurum, 3.10.19l9
Hey'et-i Temsiliye'ye : Kuva-yı Milliye'yi temsil eden yüksek hey'etin,
değil Ankara'ya, hatta Sivas'ın batısma bile geçmemesi görûşûndeyim.
Çünkü, Doğu illerinin Kuva-yı Milliyesi demek olan bu hey'etin bütün
bütün uzaklaşması, dolayısıyla bu illerin teşkilâtsız kalmasına
yol açacaktır. Şimdiye kadar pek meşru ve mantıklı olarak yönetilmekte
olan Millî Mücadele'nin, öteden beri her zaman her teşebbüsümüzü
kötü görmek ve göstermek isteyen düşmanlarımıza karşı da eskiden
olduğu gibi bir yerden yönetilmesi için, Hey'et-i Temsiliye'nin
Sivas'tan batıya geçmemesi görüşünde bulunduğunu arz ederim.
15' inci Kolordu Komutanı
Kâzım Karabekir
Böyle bir telgrafın asılsız olduğu yargısına varmak istedim. Fakat,
ne çare ki, şifre telgraf Erzurum'dan Sivas'taki 3' üncü Kolordu'ya
çekilmiştir. Çözülen şifrenin altında "Açıldı. Fethi 4/5 Ekim"
ilgiliye yazı ve imzası olduğu halde 3' üncü Kolordu'dan bize gönderilmiştir.
Efendiler, Kâzım Karabekir Paşa, davetimiz üzerine Sivas'a geldikten
ve bizimle görüşmelerde bulunduktan sonra, şüphesiz bu telgrafla
daha önce bildirdiği düşünce ve görüşünün yerinde olmadığını anlamış
olacaktır. Ancak, bu düşünce ve görüşündeki isabetsizliği anlamak
için, mutlaka yüz yüze gelip görüşmeye hiç de ihtiyaç olmayacağı
açıkça bellidir. Bu düşünce ve görüşün dayandırılmış olduğu sebeplere
şöylece bir göz atmak bile, onların yanlışlığını anlamaya yeter
sanırım.
Bir defa, Hey'et-i Temsiliye'nin yalnız Doğu illerinin millî gücünü
oluşturmadığı veya temsil etmediği ve belki bütün memleketin -Anadolu
ve Rumeli'nin- millî güçlerini temsil ettiği çoktan bilinmiş olmak
gerekirdi. Kaldı ki, bu nokta üzerinde, günlerce süren telgraf başı
tartışmaları olmuştu. Bir de, Hey'et-i Temsiliye'nin Sivas'tan Ankara'ya
taşınması, Doğu illerinde teşkilâtsızlık doğuracak bir sebep olamazdı.
Hey'et-i Temsiliye'nin Doğu illerine Sivas'tan telgrafla verdiği
emirleri ve talimatı, aynı şekilde Ankara'dan verebileceğine de
şüphe yoktu.
Buna karşılık, Hey'et-i Temsiliye'nin Doğu illerinden çok Batı
illerine ve İstanbul'a yakın bulunmasını gerektiren ve haklı gösteren
mantıklı sebepler elbette çoktu. Önce, Batı ve Güney - Batı illerimizden
doğrudandan doğruya düşman eline geçmiş olanlar vardı. Bu illerimizi
işgal eden düşman karşısında sağlam savunma cepheleri kurmak ve
onların kuvvetlendirilmesini sağlamak gerekirdi. Oysa, Doğu illerimizde
böyle acıklı bir durum yoktu. Kesin olarak yakın bir fiilî tehlike
de doğabileceğe benzemiyordu. Uzak bir ihtimale göre, diyelim ki,
doğudan Ermenilerin doğrudan doğruya bir saldırıya geçecekleri kabul
olunsaydı bile, onun karşısında Kuva-yı Milliye ile desteklenmesi
kararlaştırılmış olan 15'inci Kolordu, kendilerinin komutası altında
hazır bulunuyordu. Ne var ki, İzmir cephelerinde çeşitli komuta
yöntemleri, değişik nitelikte kuvvetler ve türlü türlü olumsuz kaynaklardan
gelen değişik yapıda türlü zararlı etkiler vardı. Adana'nın işgaline
karşı daha cephe kurulamamıştı.
|