| Şimdi Efendiler, Millî Mücadele tarihimizde önemli bir olay durumunda
olan A l i G a l i p konusu üze rinde biraz açıklamalı bilgi vereyim:
Efendiler, daha Temmuz başında, Erzurum'da bulunduğumuz sıra larda
C e l â d e t ve K â m u r a n A l i adlarında iki şahsın yabancı
lar tarafından, bol para ile İstanbul'dan Kürdistan'a gönderileceği,
bun ların yıkıcı propaganda ve aleyhte kışkırtıcılık yapmakla görevlendiril
dikleri; bir iki gün içinde hareket etmiş ve edecek oldukları haberi
alındı. Bu haber üzerinde, bunların dağdağaya meydan verilmeden
gözet Ienerek yakalanmaları gereğini 3 Temmuz tarihinde Diyarbakır'da
13' üncü Kolordu Komutanı'na, ayrıca Kurmay Başkanı H a l i t B
e y' e ve Canik Mutasarrıfı'na bildirdim.
20 Ağustos'ta 13' üncü Kolordu Kamutanı'na verdiğim emirde, adı
geçen kimselerin İstanbul'dan hareket ettiklerinin bildirildiğini
ve alı nacak tedbirler arasında, özellikle Mardin istasyonunun sıkı
bir kont rol altında tutulmasının uygun olacağını yazdım.
Sivas Kongresi'nin ikinci günü, yani 6 Eylül tarihinde, "Bedirhanlı
ailesinden C e l â d e t ve K â m u r a n ile Diyarbakırlı C e m
i l P a ş a z a d e E k r e m adlarında üç şahsın, yanlarında, vaktiyle
Diyarba kır ilinde aleyhimizde propaganda yapan bir yabancı subay
bulunduğu halde silâhlı Kürtlerin koruyuculuğunda Elbistan ve Akçadağ
üze rinden Malatya'ya geldikleri, orada Mutasarrıf ve Belediye Başkanı
tara fından karşılandıkları" 13' üncü Kolordu'nun yazısından
anlaşılıyor. 15' inci Kolordu Komutanı K â z ı m K a r a b e k i
r P a ş a ' nın 3' üncü Kolordu Komutanlığı'na bununla ilgili olarak
gönder diği 6 Eylül 1919 tarih ve 529 sayılı şifresinde verilen
bilgide : "Yabancı subayın, Türk, Kürt ve Ermeni nüfusunu incelemek
üzere, İstanbul Hükûmeti'nin iz niyle dolaştığını söyledikleri;
Malatya'da bulunan süvari alayının mev cudunun azlığı yüzünden bunları
tutuklamaya cesaret edemediği, bu nunla birlikte hemen tutuklanmaları
için İstanbul'a başvurulduğu 13' üncü Kolordu'dan bildirilmiştir.
Bu adamların ne maksatla hangi gö revle, nereleri gezecekleri konusunda
bildiklerini Harput, Valisi'nden sordum" denilmekte idi. (Belge
: 56 l Harput Valisi A l i G a l i p B e y' dir. Bu adamların ne
maksatla geldiklerini 3 Temmuz tarihinden beri bilmekteyiz. Beş
on silâhlı Kürd'e karşı bir süvari alayının mevcudu az görülmüş,
tutuklanmalarına cesaret edilememiş; asıl hayret verici olan husus,
bunların tutuklanması için İstanbul'a başvurmuş olduğu haberidir.
Bu küçük ve önemsiz gibi görünen noktaları, o zamanki durum değerlendirmesinde,
dikkate değer anlayış ve zihniyet farklarının bulun duğunu göstermesi
bakımından kaydediyorum.
Diyarbakır'da, 13' üncü Kolordu Komutanı'nın tutumu şüpheli gö
rüldüğünden, doğrudan doğruya bu kolordunun Kurmay Başkanı'na 3'üncü
Kolordu Komutanı'nın imzasıyla 1 Eylül 1919 tarihinde yazılan (kişiye
özel) şifrede, V a l i G a l i p, Malatya Mutasarrıfı H a l i l,
K â m u r a n, C e l â d e t ve E k r e m B e y' lerle beraber İngiliz
binbaşısı nın mutlaka yakalanıp Sivas'a gönderilmeleri için Elâzığ'da
bulunan 15' inci Alav Komutanı İ l y a s B e y ' in kendi komutasında
altmış ka dar atlı ve katırlı askerden oluşan bir müfrezenin en
geç 9 Eylül'de Har put'tan Malatya'ya hareketi ile ilgili olarak
ve işin kestirmeden bitirilmesi bakımından doğrudan doğruya tebligat
yapıldığı bildirildi ve müfrezenin hemen hareketinin sağlanması
rica edildi.
8 Eylül'de, Sivas'tan da bir otomobille bazı subayların gönderile
ceği bilgisi verildi (Belge : 57).
Diyarbakır'dan, Kurmay Başkanı'nın 7/8 Eylül 1919 tarihiyle bana
gönderdiği şifrede şöyle deniyordu :
"Tutuklama ile ilgili isteği öğrendim. Bu hususta Komutan
Bey'in emir ve receğini hiç sanmıyorum. Çünkü askerî özelliklerini
biliyorum. Tarafımdan yapı lacak tebligatı ise, yerine getirmekten
çekinirler. Bu konuda İstanbul'Ia haberleş mekteyiz. Bu duruma göre
ne yapılması gerekeceğinin tayini yüksek kararınıza bağlıdır. Şifre
kaleminin 357 sayısıyla arz edilmiştir."
13' üncü Kolordu Kurmay Başkanı
Hâlit
Elâzığ'daki Alay Komutanı İ l y a s B e y' den 13' üncü Kolordu
Komutanı'nın emrine cevap olarak gelen 8 Eylül tarihli telgrafta
da "Kolordu'dan aldığım emir üzerine hareketim geri bırakılmıştır.
Kolor dunun izni olmadan, buradan hareket etmekliğim uygun düşmeyeceğin
den, hareket emrinin Kolordu'dan bildirilmesine lûtfen yardımcı
olunuz" denilmekte idi (Belge : 58).
Hâlit Bey'e hemen verdiğim cevap, aynen şuydu :
Malûm şahısların alçaklıkları ortaya çıkmıştır. İstanbul Hükümeti......
bu alçaklığa ortaktır. Oradan emir beklemek düşmana fırsat vermektir.
Bu hususta tebligat yaparken, hiç kimseyi kararsızlığa düşürmeyecek
şekilde, hemen emir ver mek, vakit geçirmemek gerekir. Komutanın
kararsızlığa düşeceğine ihtimal veriyor sanız, zatıâliniz, tarafımızdan
Elâzığ ve Malatya'daki alay komutanlarına yapılmış olan tebligatımızın
uygulanmasını bildiriniz. Gerçekten lüzum varsa, komutayı uy gun
gördüğünüz tümen komutanlarından biri üzerine alsın! Ağırdan alma
zamanı geçmiştir. Yapılanlarla ilgili cevabınızı bekliyoruz, kardeşim.
Mustafa Kemal
Alay Komutanı İ l y a s B e y 'e de aynı tarihte bizzat şu emri
ver dim : "Malûm şahısların hainlikleri ortaya çıkmıştır. İstanbul'daki
mer kezî hükûmet de bunların hainliğine ortaktır. Kolordunuz komutanı
bu konuda izin istemiş ve cevap alamamış olabilir. Bu bakımdan bu
mese lenin çözüme bağlanmasını zâtıâlinizden beklerim.
Cevabınızı bekliyorum, efendim. Malatya'da bu işi hallettikten
son ra, gerekirse Sivas'ta bize katılırsınız. M u s t a f a K e
m a l". Şifre dı şındaki imza da 3' üncü Kolordu Kurmay Başkanı
Z e k i B e y' indi.
Malatya'da bulunan 12' nci Süvari Alayı Komutanını da 7/8 Ey lül
gecesi bizzat telgraf başına çağırmış ve görüşmekte idim. Alay Ko
mutanı C e m a l B e y 'den durumu ve kuvveti hakkında bilgi aldım.
Gelenlerin yanlarındaki silâhlı Kürtlerle beraber on beş yirmi kişi
ka dar olduğunu, alayın da merkezde aancak o kadar kuvveti bulundu
ğunu söyledi. Ben bu kuvveti yeterli gördüm. Hattâ Süvari ve topçu
ala yının yalnız subayları yeterli olabilirdi Ne var ki özel durumu
ve mane viyatını anlamak istiyordum.
Bunun üzerine telgraf konuşması şöyle geçti :
" Ben - Vali G a l i p B e y, İngiliz binbaşısı, K â m u r
a n C e l â d e t ve E k r e m B e y 'lerin hep birlikte ustalıklı
bir tertiple bu gece yakalanarak Sivas'a gönderilmeleri zaruridir.
Durumunuz bunu yapmaya elverişli midir? Size buradan ve Harput'tan
yardım yetiştirilecektir.
C e m a l B e y - Valiyi de beraber mi?
Ben - Özellikle, evet.
C e m a l B e y - Arz ettiğim üzere durum ve kuvvetim buna el verişli
değildir. K â m u r a n, C e l â d e t ve E k r e m B e y lerin
yakalanmaları hakkında 13'üncü Kolordu Komutanı ile haberleşme ya
pıldı. Sonunda, durumun nezaketi dolayısıyla, şimdilik tutuklanmaları
nın uygun olamayacağı hakkında emir de çıkmıştır" dedi.
Artık, bu zatın daha çok üzerine varılamazdı. "Kendilerine
hisset tirmeden sıkı bir şekilde göz hapsinde bulundurunuz. Kolordunuzdan
emir gelecektir. Hareket ederlerse, ne tarafa dogru gittiklerini
ve han gi vasıta ile hareket ettiklerini hemen bildiriniz"
talimatını vermekle yetindim. (Belge : 59).
8 Eylül günü, C e m a l B e y' den şifre ile "malûm şahısların
hâlâ orada olup olmadıklarını ve göz hapsinde tutmak için alınan
tedbirlerin güvenirlik derecesini" sordum ve "kendisine
günde iki defa rapor ver mesinin emrettim.
H â l i t B e y' e yazdığım telgrafa ertesi günü (8 Eylül 1919)
al dığım cevapta, Elâzığ'daki Alay Komutanı İ l y a s B e y e emir
veril diği bildiriliyor ve bu emrin bir kopyası veriliyordu (Belge
: 60).
Kolordu Komutanı C e v d e t B e y de, İ l y a s B e y'in 52 ka
tırlı asker ve iki makineli tüfekle 9 Eylül sabahı hareket ettiğini
ve 10 Eylül akşamı Malatya'da bulunacağını bildirdi, 9 Eylül tarihli
bir şifre sinde karşı koyma hareketlerinin yoğun olduğu bir çevrede
daha fazla faaliyet göstermemek hususunda kendisini mazur göreceğimi"
de söylü yordu (Belge : 67). 9 Eylül'de, İ l y a s B e y müfrezesinden
başka, Aziziye den iki süvari bölüğü, Siverek'ten Malatya'daki alaya
bağlı bir bölük de Malatya' ya gönderildi (Belge : 62, 63, 64).
Vali A l i G a l i p 'in ve Bedirhanlılar ile C e m i l P a ş a
z a d e nin yaptıkları propagandanın etkisini kaldırmak için, Elâzığ
ve Dersim Bülgesi ile ilişkisi olduğunu bildiğim ve Kemah'ta bulunan
H â l e t B e y'e (eski milletvekili) 9 Eylül'de Elâzığ'a hareket
etmesini ve H a y d a r B e y ' le bağlantı kurmasını yazdım (Belge
: 65). Ayın sonuna doğru oraya vardı.
Van valisi bulunan H a y d a r B e y de Elâzığ valiliği görevine
başlamak üzere Erzurum'dan yola çıkarılmıştır. H a y d a r B e y,
15' in ci Kolordu'ya bağlı olup Mamahatun'da bulunan bir süvari
alayı ile de bağlantı kurarak, gereğinde bu alayı Malatya'ya doğru
harekete geçire cekti.
Otomobille bazı subayların da Malatya'ya gönderileceği konusunda
bir kayıt vardı.
Gerçekten de arkadaşlarımızdan R e c e p Z ü h t ü B e y görünüş
te 3'üncü Kolordu yaveri sıfatıyla ve benden aldığı özel talimatla,
ya nında, başkaları da olduğu halde 9 Eylül'de, otomobille Malatya'ya
ha reket etti. Maalesef bindiği otomobil, yolların bozuk ve çamurlu
olması yüzünden Kangal'da kırılmış ve tam zamanında Malatya'ya yetişememiş
ti. Kangal'dan sonra kâh araba ve kâh hayvanla, gece gündüz yol
ala rak Sivas'tan hareketinin dördüncü günü öğleden sonra Malatya'ya
va rabilmişti. R e c e p Z ü h t ü B e y 'in verdiği raporlar, durumun
ay dınlanmasında çok yararlı olmuştu.
Efendiler,10 Eylül günü geç vakit şu telgrafı aldık :
Malatya,10.9.1919
Sivas'ta 3' üncû Kolordu Komutanlığı'na
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri' ne özel :
1-10.9.1919 saat 14.00'de oIaysız olarak Malatya'ya varılmıştır.
2 - Malum şahısların hepsinin de maalesef Kâhta'ya doğru kaçtıkları,
et raflı bilginin daha sonra sunulacağı arz olunur.
15' inci Alay Komutanı
İlyas
Aynı gün ve fakat, İ l y a s B e y 'in telgrafından sonra da şu
telg rafı alıyoruz : Malatya'dan,10.9.1919 Sivas'ta 3' üncü Kolordu
Komutanlığı'na
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne:
1- Harput Valisi ile Malatya Mutasarrıfı, İngiliz binbaşısı ve
yardakçıları olan malum kimseler 15' inci Alay'ın Elâzığ'dan hareketini
ve kendilerinin tutuk lanacaklarını haber alır almaz, bu sabah erkenden
kaçmışlardır. Bunların Kâhta' daki B e d i r A ğ a 'nın yanına gittikleri
ve oradan alacakları Kürtlerle burayı basmaya gelecekleri söyleniyor.
2 - Herhangi bir kötülüğe yeltendikleri takdirde, bunlar ve B e
d i r A ğ a aşireti hakkında kovuşturma yapılması için Kolordu'dan
emir alınmıştır, izlerinde gidilmektedir, sonuç ayrıca arz edilecektir.
3 - 15' inci Alay Komutanı'nın emrindeki kuvvetle, bu gün saat
14.00 te Malatya'ya geldikleri arz olunur.
12' nci Süvari Alay Komutanı
Binbaşı Cemal
Aynı tarihte yazılmış olan bu iki telgraf yanyana getirilerek ince
lenirse, dikkate değer bazı noktaların göze çarpmamasına imkan yoktur.
Süvari Alay Komutanı C e m a l B e y, tarafımızdan aldığı talimat
üzerine malûm şahısları sıkı ve güvenli bir şekilde göz hapsinde
bulun duracak ve günde iki defa rapor verecekti.
Adı geçen kimseler,10 Eylül günü sabah erkenden kaçtıkları halde,
C e m a l B e y, bu bilgiyi ancak, İ l y a s B e y müfrezesinin
gelişinden ve İ l y a s B e y 'in raporundan sonra bildiriyor. C
e m a l B e y, ka çakların, İ l y a s B e y müfrezcsinin Elâzığ'dan
hareketini haber aldık larını söylüyor. Oysa, telgrafhane C e m
a l B e y'in gözetimi altındaydı.
Sonra, kaçakların Kürtleri toplayıp Malatya'yı basacaklarının söy
lendiğini de ekliyor. Bu noktalar, Süvari Alay Komutanı hakkında
şüp he ve kararsızlık uyandırmaktadır.
Daha sonra alınan bilgilerden anlaşıldı ki, A l i G a l i p ve
arka daşlarına 9 Eylül akşamı haber getirilmiş. A l i G a l i p
geceyi uyuma dan hükûmet dairesinde geçirmiştir. 10 Eylül'de, yanlarında
birkaç jan darma ve silâhlı Kürtle birlikte, hükûmet dairesinde
toplanıyorlar, vez nedarın odasına giriyorlar, kasayı açıyorlar,
yanlarında götürmek üzere altı bin lira sayıp bir kenara koyuyorlar
ve kasaya konmak üzere de şu senedi yazıyorlar :
"M u s t a f a K e m a l P a ş a ve adamlarının ortadan kaldırılması
mas raflarını karşılamak üzere, bununla ilgili emre uyularak altı
bin lira alınmıştır. 10 Eylül 1919. Halil Rahmi, Ali Galip."
İ l y a s B e y müfrezesinin Malatya'ya yaklaşmakta olduğunun anlaşıldığı
bir sırada, Süvari Alay Komutanı, subaylara mutasarrıfın evi ni
hedef gösteriyor. Mutasarrıfın evini sarıyorlar. Telefon tellerini
kesi yorlar ve evi basıyorlar. Bu hareketin başladığını sezen H
a l i l B e y ' in ailesi hükûmet dairesine haber veriyor. Hükûmette,
para almakla meşgul olan vali, mutasarrıf ve arkadaşları, durumdan
haberdar olur ol maz, korku ve telâşla her şeyi unutup ayırdıkları
parayı ve yazdıkları senedi de olduğu gibi bırakıyorlar; yanlarındaki
adamları ile birlikte hazır bulunan atlarına binerek kaçıyorlar
(Belge : 66, 67).
Süvari Alay Komutanı'nın ve Topçu Alay Komutanı'nın, valinin ge
ceyi hükûmet dairesinde geçirmekte olduğunu bilmedikleri kabul edile
mez. Mutasarrıftan çok valinin yakalanmasının önemli olduğu da açıktı.
O halde, malûm kişilerin kaçmasına göz yumulduğu bir gerçektir.
En basit bir yorumla, malûm kimselerin, yanlarındaki beş on silâhlı
jandar ma ve Kürtle çatışmaktan büyük fenalık çıkabileceği kuruntusu
Malatya' dakileri dolaylı yoldan tedbir almaya yöneltmiş ve onlara
bu şahısları ürküterek kaçırma yolunu benimsetmiştir, denebilir.
10 Eylül'de İ l y a s B e y 'e verdiğim talimatta belirttiğim başlıca
noktalar :
1- Kaçakların sür'atle yakalanmaları;
2 - Kürtlük akımına asla elverişli bir ortam bırakılmaması;
3 - Malatya'da, mutasarrıflığı Jandarma Komutanı T e v f i k B
e y' in üzerine alması; uygun namuslu ve vatansever bir zatın da
Harput'ta hemen valilik makamına getirilmesi;
4 - Malatya ve Harput'taki hükûmet kuvvetlerini tamamen ele alarak
vatan ve millet aleyhine hiçbir harekete meydan verilmemesi,
5 - Kaçaklara uyanların amansızca ve merhametsizce yok edile ceğinin
ilânı ve namuslu halkın gerçek durumundan haberdar edilmesi
6 - Millî varlığımızı tehlikeye sokacak olan yabancıların askerle
rine de karşı konulacağının belirtilmesi ve gerekli düzen ve tedbirlerin
alındığının" bildirilmesinden ibarettir (Belge : 68).
Efendiler, kaçakların, yakındaki veya çevredeki aşiretlerden bir
ta kım Kürtleri toplayabileceklerini, hattâ, Maraş'ta bulunan yabancı
kuv vetlerden bile yararlanabileceklerini kesin gibi kabul etmek
lâzım geliyor du. Onun için de alınmış olan tedbirleri ve bu işe
ayrılmış olan kuvvet leri güçlendirmek gerekiyordu. Bu maksatla
Sivas'tan Malatya'ya 9 Ey lül akşamı bir katırlı müfreze daha gönderildiği
gibi, 3' üncü Kolordu elden geldiği kadar kuvvetlerini güneye indirecek,
13' üncü Kolordu ta kip işini yüklenecek ve hainlere kıpırdayacak
bir fırsat vermemek için pek etkili olmak gerektiğinden, Mamahatun'daki
süvari alayı da Harput yönüne doğru hareket ettirilecekti.
Bu hususta 3' üncü, 13' üncü ve 15' inci Kolordu Komutanlarına
ge rektiği şekilde tebligat yapıldı ve istekler bildirildi (Belge
: 69).
Efendiler, verdiğimiz direktifler çerçevesinde kaçakları takip
etti rirken, bir yandan da elimize geçen bazı belgeleri gözden geçirelim.
Bu belgelerin, söz konusu olayı, A l i G a l i p ' in teşebbüsünü
ve İstanbul Hükûmeti'nin bayağılığını her türlü açıklamadan daha
mükemmel bir şekilde ortaya koyacağını zannettiğimden, onların olduğu
gibi gözden geçirilmesinin yersiz olmadığı görüşündeyim.
Önce, Dahiliye Nâzırı Â d i l B e y 'le Harbiye Nâzırı S ü l e
y m a n Ş e f i k P a ş a 'nın ortak imzalarıyla Elâzığ valisi A
l i G a I i p B e y 'e verilen 3 Eylül 1919 tarihli talimatı birlikte
okuyalım.
Bundan sonra, Dahiliye Nâzırı'nın gönderilecek kuvvet ve sarf edi
lecek para miktarı ile ilgili olarak Bâbıâlî'den çektiği telgrafını
görürüz :
İstanbul 906
Kendisi tarafından çözülecektir
Elâzığ Valisi Galip Beyefendi'ye
İlgi : 2 Eylül 1919, sayı : 2.
Arz olunmuştu. Padişah'ın, hakkındaki yüce buyruğu bu gün çıkacaktır.
Bu bakımdan kesinlik kazanmıştır. Talimat şudur : Bildiğiniz ûzere,
Erzurum'da Kong re adı altında birkaç kişi toplanarak birtakım kararlar
aldılar. Ne toplananların, ne de aldıkları kararların bir değeri
ve önemi vardır. Ancak, bu durumlar ülke ça pında birtakım dedikodulara
yol açıyor. Avrupa'ya da pek abartılarak aksettirili yor. Bundan
dolayı da kötü etkiler yaratıyor. Ortada önem verilmeye değer hiçbir
kuvvet ve hiçbir olay bulunmadığı halde, sırf bu abartma ve kötü
etkilerden endi şeye dûşen İngilizlerin, yakında Samsun'a epeyce
bir kuvvet çıkaracakları tahmin ediliyor. Hükümetin her yere olduğu
gibi size de gönderdiği, malum genelgeye ay kırı hareketler devam
ederse, çıkarılacak yabancı kuvvetlerin Sivas'ı ve oradan daha da
ilerleyerek birçok yerleri işgal etmeleri ihtimalden uzak değildir.
Bu da memleketin çıkarlarına elbette aykırıdır. Erzurum'da toplanan
malûm şahısların yakında Sivas'ta birleşerek yine bir kongre toplamak
istedikleri, olaylarla ilgili ha berleşmelerden anlaşılıyor. Böyle
beş on kişinin orada toplanmasından hiçbir şey çıkmayacağı hükûmetçe
bilinmektedir. Ne var ki, bunları Avrupa'ya anlatmak müm kün değildir.
İşte bunun içindir ki, onların orada toplanmasına meydan vermemek
gerekiyor. Bunu sağlayabilmek için, her şeyden önce, Sivas'ta hükûmetin
tam ola rak güvenini kazanmış va memleketin iyiliğine olan tebligatı
olduğu gibi yerine getirmeye azimli bir vali bulundurmak gerekmektedir.
Yüksek şahsınızı onun için oraya gönderiyoruz. Gerçi, Sivas'ta kongre
toplamak isteyen birkaç kişiye engel olmak o kadar güç birşey değilse
de, yüksek dereceli sivil memurlarla, komutan ların, subayların
ve askerlerden bazılarının da bunlarla aynı düşüncede olmaları dolayısıyla,
hükûmetin aldığı tedbirleri ellerinden geldiğince boşa çıkarmaya
ve malum şahısları güçleri yettiği kadar korumaya çalışacakları
gözönünde bulundu nılarak, güvenilir bir iki yüz kişinin yanınızda
bulunması başarı sağlama ba kımından uygun görülmektedir. Bundan
dolayı, daha önce yazdığım gibi, oralar daki Kürtlerden güvenilir
yûz elli kadar atlıyı birlikte alarak, oradan niçin gi dildiğini
hiç kimseye sezdirmeden, Sivas'a hiç kimsenin beklemediği bir zamanda
vararak, vali ve komutanlığı hemen ele alacak ve sayıları az olmakla
birlikte ora daki jandarma ve askeri iyi kullanacak olursanız, karşınızda
başka bir kuvvet bulunmayacağı için derhal otoritenizi kullanarak
toplantıya meydan vermemiş ola cağınız ve orada bulunanlar varsa
hemen yakalayıp, göz altında İstanbul'a gönde rebileceğiniz âşikârdır.
Böylece, kazanılacak hükûmet nüfuz ve otoritesi, içeride macera
peşinde koşanlan yıldırarak bir daha bu gibi kötü hareketlerin meydana
gelmesini önleyeceği gibi, dışanda da pek iyi bir etki yapacak,
yabancıların asker çıkararak oraları işgal etmek konusundaki tasarılarından
vazgeçmeleri için hükû metçe yapılacak müracaat ve teşebbüslere
sağlam bir dayanak oluşturacaktır. Zaten Sivas halkının bazı tanınmış
kimselerinden araştırılarak elde edilen doğru bilgilere göre, halk
bu politikacıların kışkırtmalarından, para toplamak için yaptıkları
bas kılardan pek nefret etmiş. Bu hareketlerin önlenmesi için, hükümete
her türlü yar dıma hazırdır. Orada derhal jandarmaya yazılacak,
istenildiği kadar asker buluna cağı, bunlara nüfuzlu kimseler tarafından
özel olarak yardım edileceği haber veril mektedir. Bu şekilde, yeteri
kadar ve hûkumete kuvvetle bağlı jandarma birliği kurulduktan sonra,
birlikte götüreceğiniz süvarileri hoşnut ederek yerlerine gön deririz.
İşte alınacak tedbirler bundan ibarettir. Bunun kolaylıkla ve başarıyla
uy gulanması, sadece son derece gizli hareket etmeye bağlıdır. Sivas'a
tayininizden, hattâ o taraflara gideceğinizden kendi aileniz içinde
en çok güvendiğiniz bir tek kimseye bile bahsetmeyiniz. Sivas'a
girinceye kadar, maksadınızı yanınızdakilere bile sezdirmeyiniz.
Bu, başannın temel şartıdır. Bu itibarla, şimdilik ailenizi her
halde orada bırakarak, etraftaki aşiretleri teftiş için beş on gün
kalacağınızı aile nize ve çevrenizdeki yakınlarnıza anlatarak, hemen
yola çıkıp bir gün öncesinden Sivas'a ansızın girmeye gayret etmelisiniz.
Oraya vardığınızda, aşağıdaki telgrafı gereken kimselere gönderip,
valilik ve komutanlığı ele alarak hemen işe başlamalı sınız. Bir
yandan da makine başında durumu Nezaret'e bildirmelisiniz. Böylece,
oradaki şartlar belli olur olmaz, size yine makine başında tarafımdan
gereğine uy gun tebligat yapılacaktır. Bu şekilde işe başladıktan
sonra, ne vakit uygun görür seniz ailenizi ve eşyanızı Sivas'a getirtebilirsiniz.
Yalnız, şimdi orada bulunan R e ş i t P a ş a ' nın valilik görevinden
alındığı, yerine bir başkasının gönderile ceği her nasılsa duyularak,
kendisi tarafından Nezaret'e başvurulmuş olduğundan ve adları malûm
kimselerin yakında Sivas'ta toplanmak istedikleri alınan haber lerden
anlaşıldığından, boşuna bir dakika geçirilmeksizin bir an önce hareketle,
oraya vaktinden önce ulaşmaya gayret etmeniz, işin gereği olarak
pek önemli ve zaruridir. Bu durum karşısında, ne zaman hareket edeceğinizin
ve ne kadar za manda oraya varabileceğinizin bildirilmesi gerekiyor.
Sivas'ta ilgililere göstereceğiniz telgraf şudur :
Zâtıâlîlerinin Sivas ve komutanlığına tayinleri Meclis-i Vûkelâ
kara rıyla Padişah Hazretleri'nin yüce buyruklarına sunulmuş ve
gereği şerefle onaylan mış olduğundan, hemen hareketle, bu telgrafı
Sivas'taki sivil ve askerî memurlar dan gerekenlere gösterip, vali
ve komutanlığı üzerinize alarak göreve başlamanız ve durumu hemen
bildirmeniz tebliğ olunur. 3.9.1919
Dahiliye Nâzırı Harbiye Nâzırı
Âdil Süleyman Şefik
58) Bakanlar Kurulu.
Bâbıâli, 6.9.1919
Malatya'da Elâzığ Valisi Galip Beyefendi'ye
İlgi : 6.9.1919.
Eşkıya takibi için gönderilecek kuvvetin masraflarının jandarma
ödeneği he sabına malsandığından karşılanması zarurîdir. Kaç kuruş
sarf edileceğinin ve gön derilecek kuvvetin miktarı ile hareket
gününün hemen bildirilmesi.
Nazır Âdil
Dahiliye nâzırı üç gün sonra da A l i G a l i p' in bir telgrafına
kar şılık olduğu anlaşılan şu telgrafı veriyor :
İstanbul, 9.9.l919
İlgi : 8.9.1919. Sayı : 2
Malatya'da Elâzığ Valisi Beyefendi'ye
Sivas'ta güvenilir bir vasıta olmadığından veterli bilgi alınamamakta
ise de ora halkından burada bulunan bir adamın ifadesine ve başka
yerlerden de alınan genel bilgilere göre, önce halk bu kışkırtmalara
taraftar değildir. Sonra, asker yok denecek kadar azdır. Bu hareketi
idare etmekte olanlar, malûm şahıslar ile komu tan ve subaylardan
bazılarıdır. Bunlar, işe millî bir yön vererek maksatlarını be nimsetmeye
çalışmaktadırlar. Oysa, millet bu işlere taraftar değildir. Orası
daha yakın olduğu için, istediğiniz bilgiyi kolaylıkla elde edebilirsiniz
: Bununla, birlikte; gazeteler her nasılsa Sivas'a tayininizden
bahsetmiş olduklarından, bir gün önce yola çıkmanız daha da önem
kazanmıştır. Birlikte bulunduracağınız kuvvet ne ka dar çok olursa,
başannın o oranda kolaylaşacağı âşikârdır. Bu kuvvetin miktarları
ile, hareket tarihinizin bir gün öncesine kararlaştırılarak bildirilmesini
bekliyo rum.
Nâzır Âdil
A l i G a l i p B e y bu telgrafa karşılık olarak, Malatya'dan son
defa şu telgrafı veriyor :
Çok ivedi ve gizli Kendisi tarafından çözülecektir
Dahiliye Nezareti'ne
Bu ayın 14'üncü günü yeterince kuvvetle eşkiyanın peşine düşüp ve
ya kalanması için Malatya'dan hareket edecek şekilde gerekli tedbirler
alınmıştır. Tan rı'nın yardımı ile çarpışmadan başanlı sonuç alınacağına
güven buyurulsun. Yalnız yazılan cevapları ve gerekleri geciktirilmemelidir.
9.9.1919
Elâzığ Valisi Ali Galip
Bu telgraftan, 9 -10 Eylül gecesini hükûmet dairesinde heyecanlar
içinde ve sabaha kadar uykusuz olarak geçiren A l i G a l i p'in
9 Ey lül 1919 günü, henüz kahramanlığının üzerinde ve Tanrı'nın
yardımı ile çarpışmada başarıdan pek ümitli olduğu anlaşılıyor.
Efendiler, bu olaydan ve bu belgelerden haberdar edilen sivil âmir
lerden Dahiliye Nâzırı Â d i l B e y' e Komutanlardan da Harbiye
Nâzırı S ü l e y m a n Ş e f i k P a ş a 'ya, güvensizlik bildiren
telgraflar çekil mesinin uygun olacağı düşünüldü. Halkın dikkati
çekildi.
Sivas Valisi R e ş i t P a ş a 'nın telgrafına cevap veren  d
i l B e y 'in şu sözleri ne kadar garip ve şaşırtıcıdır. Â d i l
B e y sözünü ettiğim telgrafı şu cümlelerle bitiriyordu : ".
. . . . . Elbette Halife Hazret leri'nin yüce buyruklarına uyma
gereğini takdir edersiniz! " (Belge : 70).
Efendiler, bir tesadüf eseri olarak bu görüşme sırasında ben de
telgrafhanede bulunuyordum. Bir aralık dayanamadım. Şu telgrafı
yazıp çekilmek üzere memura verdim.
10,11.9.1919
Dahiliye Nâzırı Âdil Bey'e
Milletin, Padişah'ına maruzatta bulunmasına engel oluyorsunuz. Alçaklar,
ca niler! Düşmanlarla millete karşı haince tertiplere girişiyorsunuz.
Milletin kudret ve iradesini takdirden âciz olduğunuza şüphe etmiyordum.
Ancak, vatan ve millete karşı haince ve son bir çırpınışla alçakça
harekette bulunacağınıza inanmak istemi yordum. Aklınızı başınıza
toplayın. G a l i p B e y ve yardakçıları gibi aptalların verdikleri
ahmakçasına ve asılsız sözlere kapılarak ve M i s t e r N o w i
l gibi milletimiz ve vatanımız için zararlı olan yabancılara vicdanınızı
satarak yaptığınız alçaklıkların milletçe sorulacak hesabını göz
önünde bulundurunuz. Güvendiğiniz şahısların ve kuvvetin sonunu
öğrendiğiniz zaman, kendi sonunuzla karşılaştırmayı unutmayınız.
Mustafa Kemal
Bütün komutanlar da gerektiği şekilde müracaatta bulundular. 12
Eylül'e kadar aldığımız raporlardan, kaçakların, 10 11 Eylül gecesini
Raka'da geçirdikleri, 11-12 Eylül gecesini de Raka'nın yarım saat
yakınındaki bir köyde, bir aşiret reisinin yanında geçireceklerinin
anlaşıldığı bildiriliyordu (Belge : 71 ). Bu bilgi, 20'inci.15'
inci ve 13'ün cü Kolordu Komutanları'na bildirildi (Belge : 72).
11 Eylül ve 11-12 Eylül'de Malatya ile telgraf başında yapılan
ha berleşmeler, daha Malatya'da, kesin emir ve talimat almış olan
şahıs ların zihinlerinin daha henüz bir karışıklık içinde bulunduğunu
göstere cek nitelikte idi.
Elâzığ'dan gelen Alay Komutanı İ l y a s B e y "Mutasarrıf
Bey'in gönderdiği özel bir adam tarafından Vali A l i G a l i p
ve Mutasarrıf H a l i l B e y'lerin bazı şartlarla yerlerine dönmek
istedikleri" bildiril miş. "Memleketin selâmeti adına
bunların bu şekildeki tekliflerini kabul etmenin uygun olup olmadığı
konusundaki emrinizi beklemekte olduğu muz arz olunur" demekteydi
( 11 Eylül) (Belge : 73).
Bunun arkasından İ l y a s B e y, 11/12 Eylül gecesî yine telgraf
başına gelen Süvari Alay Komutanı C e m a l, Mutasarrıf Vekili T
e v f i k, Topçu Alay Komutanı M ü n i r, Jandarma Yüzbaşısı F a
r u k, Baytar Binbaşısı M e h m e t ve Elâzığ'dan gelen Alay Komutanı
İ l y a s B e y ler adına şunları yazdırdı :
Malatya'dan İ l y a s B e y : Güvenilir bir kimse olan Jandarma
Yüzbaşısı F a r u k B e y'den biraz önce alınan bilgiler aşağıda
verildiği gibidir :
F a r u k B e y , Kâhta ve çevresinde takipte, Malatya'ya beş saat
uzaklıkta ki Raka köyünde Kürtlerin toplandıklarını, şimdi Mutasarrıf
ile arkadaşlarının orada bulunduklarını, Siverek'e kadar uzanan
bölgedeki aşiretlerin birbiri ardınca buraya gelmekte olduklarını;
Dersim aşiretle rine varıncaya kadar Kürtlük adına çağırıldıklannı,
Mutasarrıf'ın plânına uyularak önce Malatya'ya saldırıp tamamiyle
yağmaladıktan sonra, bü tün kuvvetleri ile Sivas'a doğru yürüyeceklerini,
Malatya'da bulunan Türkleri öldüreceklerini ve süreceklerini, Dersim'lilerin
de aynı zamanda Harput'a yürüyeceklerini bildiriyor. Çünkü, mutasarrıfın
Malatya'dan gitmesi Kürtlük adına kendilerine karşı büyük bir aşağılama
ve hakaret olarak sayılıyormuş. Vali böyle bir yağmaya ve katliama
taraftar ve razı olmadığını, ancak, mutasarrıfın düşüncesine de
engel olamayacağını bildirmiştir. Malatya'ya çarpışarak girdikleri
zaman Kürt bayrağı çeki leceğini ve yanlarındaki İngiliz binbaşısı
da Urfa'da bulunan İngiliz tü meninin harekete hazır olduğunu bildirmiş
ise de, H a c ı B e d i r A ğ a' nın bunun kabul etmediği ve aşiretlerin,
Malatya'nın Kürdistan'ı sayılıp Malatya'da Kürt bayrağn çekilmesinde
direndikleri, dün akşam Malatya'ya dönmek isteyen valiyi bırakmadıkları
abartılmadan arz olu nur.
Şartları aşağıdadır :
1- Valinin yerine dönmesi;
2 - Mutasarrıfın eskiden olduğu gibi yerinde kalması;
3 - Elâzığ'dan gelen askerin geri gönder ilmesi;
4 - Vali yüz silâhlı Kürtle Malatya'ya girdiği zaman huzurun sağlanması
ve Sivas'a doğru yürümesi;
5 - Aşiretlerden alınan yedi tüfekle bir tabancanın geri verilmesi;
6 - Yukarıda arz ettiklerime emirleri.
İ l y a s B e y'e şunu yazdım :
11,12.9.1919
Malatya'da İlyas Beyefendi'ye
1- Verdiğiniz bilgiler hey'etimizce dikkate alındı. Zatıalinize
şartlar ileri sürenler kimlerdir? Böyle bir ilişkiye girişmek asla
doğru değildir. Hainlikleri or taya çıkan vali, mutasarrıf ve yardakçılarının
yakalanmaları, kışkırtmaya çalıştık ları bazı gafil kimselerin de
uyarılması söz konusudur. Bunun için bütün şiddeti ile karşı koymak
gerekir. 13' üncü, 15' inci ve 3'üncü Kolordu Komutanları şu daki
kada telgraf başında, alınacak ortak tedbiri kararlaştırmaktadırlar.
Elde edilebilen kuvvetler her taraftan harekete geçirilmiştir. Oraca
alınması gereken tedbirlerin zâtıâlîniz tarafından sükûnet ve ciddiyetle
alınmış bulunduğuna güvenimiz tamdır. O bölgede bulunan bütün telgrafhanelerin
tutulması ve Mutasarrıf Vekili T e v f i k B e y kardeşimiz de hükûmetin
güç ve otoritesini en üstün bir şekilde göster mesi dikkate alınmalıdır.
2 - Şu anda Anadolu'nun bütün merkezlerinden Zâtışâhâne'ye, yapılan
ha inlik arz edilmektedir .Oraca da aynı şekilde hareket edilmelidir.
3 - İngiliz binbaşısının sözleri blöftûr. Kürtlerin de birleşip
toplanabilseler bile, asker kuvveti karşısında ne dereceye kadar
başarı gösterebileceklerini takdir buyurursunuz.
4 - B e d i r A ğ a ' yı, Keven aşiretinin reislerini ve bu haince
hareketlere karşı olan beyleri tarafınıza çekmeye çalışmanız uygun
olur.
5 - Adıyaman'dan hareket eden sûvari bölüğü ile, Siverek ve Diyarba
kır'dan hareket eden birer taburla bağlantınız var mı? Nerelere
vardılar?
Telgrafhanede bulunan Kongre Hey'eti adına
Mustafa Kemal
Gerçi, kongre toplantı halinde değildi ve telgrafhanede bulunmu
yordu. Fakat maneviyatı kuvvetlendirmek için, Kongre Hey'eti ile
ilgili göstermeyi uygun buldum ve imza olarak, yalnız "Kongre
Hey'eti" diye aynı nitelikte ayrıca bir telgraf da yazdım (Belge
: 74).
Bu telgrafıma ek olarak, Urfa'da, Ayıntap'ta, Maraş'ta bulunan
ve sayıları pek az olan yabancı kuvvetlerini bildirerek " size
bir yabancı tü meninden bahsedenlerin sözleri vatan ve millet hainlerinin
yalanını ak tararak maneviyatınızı kırmak alçaklığından. . ."
dır dedim (Belge : 75).
İ l y a s B e y, telgrafıma verdiği cevapta, "bir saldırı
halinde, şiddetle karşı konulması kesin olarak kararlaştırılmıştır."
dedikten son ra, "eldeki kuvvet, Malatya'yı uzun bir süre bir
Kürt saldırısına karşı savunmaya yeterli değildir. Bunun için elden
gelen sür'atle yardımcı kuvvetler gönderilmesine emir buyurulması
bir kere daha istirham olu nur" dedi (Belge : 76).
İ l y a s B e y'e gereğinde bir şey bildirilebilsin diye, telgrafhanede
bir subay bırakarak, önemli olan işinin başına dönmesini rica ettim
(Belge : 77).
İ l y a s B e y tarafından 12 Eylül'de çekilen bir telgrafı, subay
larınız ve memurlarınız için çeşitli bakımlardan yararlı olacağı
düşün cesiyle, olduğu gibi bilginize sunacağım :
Malatya, 12.9.1919
Sivas'ta 3' üncü Kolordu Komutanlığı'na
Halep'teki İngiliz ordusuna bağh albay rütbesinde M ö s y ö P. P
e e l (Pîl) adında bir İngiliz subayı, bugün 12.9.1919 tarihinde
öğle üzeri Malatya'ya gelmiştir. Maksadının Malatya, Harput ve Diyarbakır
bölgelerinde, bölgenin ileri gelenleri, sivil ve askerî memurlarla
görüşmek olduğunu, kaçak M i s t e r N o w i l' in görevi ile ilgili
bir şey bilmediğini ve bu konuda İngiliz Hükümeti'nin kesinlikle
bilgisi olmadığını ve böyle bir propagandacı subayın buralarda gezmesini
kabul edemeyeceğini ve aşiretler içerisinde derhal buraya getirilmesi
için kendisine emir verileceğini söyledi. Eğer haince bir maksatla
buralarda dolaştığı kanısına vârırsa, tutuklu olarak Halep'e göndereceğini
ekledi. Vali G a l i p B e y ' i de kendisiyle görüşmek üzere, hayatının
korunması hususunda kendisine güvence vererek buraya davet etme
isteğinde bulundu. Bu hususta, üst makamdan adı geçenin buraya gelebilmesi
için emir almadan gelmesinin mûmkün olamaya cağını, bunun için ilgili
makamlara başvuracağımı da söyledim. Bu izin emrinin sür'atle bildirilmesi
için aracı olmamı rica etti. Kendisi "yüksek siyası mutemet"
adıyla anılırmış. İstanbul Hükûmeti onu tanırmış. Burada iki gün
kaldıktan sonra Harput'a gidecekmiş. Giriş belgesi yoktur. Kendisine,
saygıdeğer bir misafir ol duğu ve özel bir saygı gösterileceği söylenmiştir.
Valiyi buraya getirtmesine ve bu zatın Harput'a doğru seyahat etmesine
izin verelim mi? Bildirilmesi. Sivas'tan iki subayın şimdi geldiği
arz olunur.
15' inci Alay Komutanı İlyas
Bu telgrafta söz konusu edilen hususlarla nasıl hareket edileceğini
gösteren görüşlerimiz, şu şekilde kısaca bildirildi :
Sivas, 12.9.1919
Malatya'da 15'inci Alay Komutanlığına
İlgi : 12.9.1919.
1- Kim olursa olsun, giriş belgesi olmayan bir yabancı subayın
Osmanlı ülkesinde işi yoktur. Kendisine büyük bir nezaketle, fakat
askerce, kesin bir tu tumla durumu bildiriniz ve geldiği yere hemen
dönmesini isteyiniz. Memleketten çıkıncaya kadar da ileri gelen
kimseler ve memurlarla hiçbir siyasî temasa gel memesi için yanına
yetenekli, uyanık bir subay katınız.
2 - Kaçak valinin vatan hainliği ile suçlandığını, ele geçince
yakalanarak kanunun adaletli pençesine teslim edileceğini, bu konuda
başka bir şey yapma imkânı olmadığını ayrıca anlatırsınız, efendim.
Mustafa Kemal
Efendiler, alınan tertip ve tedbirler ve özellikle gösterilen sertlik
ve şiddet sayesinde, A l i G a l i p ve H a l i l B e y' lerin ayartmaya
çalıştıkları aşiretler dağılmış, ümitsizliğe düşen A l i G a l i
p, önce Urfa'ya oradan da Halep'e kaçmıştır. M i s t e r N o w i
l de göz altın da rahatça Elbistan üzerinden gitmiştir. Ötekiler
de birer yolunu bula rak kaçmışlardır. Bu safhaları daha çok açıklamakta
bir yarar görmüyo rum. Bu konuda söylediklerime ek olarak yayınlanacak
belgelerin okun masından, bugün ve gelecek için ibret dersi olabilecek
noktalar çıkarı lacağını umarım (Belge : 78, 79, 80, 81 ).
|