العربية        Pусский |  Français |  中文 |  English |    Türkçe | 

Yabancı Dil Eğitiminde Farklı bir Yöntem: Anlama Odaklı Yaklaşım


Kara Harp Okulunda temel olarak Anlama Odaklı Yaklaşım metodunun ilkeleri doğrultusunda eğitim verilmektedir. Anlama Odaklı Yaklaşım, çocukların anadil edinimini model kabul eden bir yöntemdir. Daha çok Kuzey Amerika ülkelerinde (ABD ve Kanada) yaygın ve etkin olarak kullanılan bu yöntem, doğal ortamda dil edinim sürecinde geçerli olan ilkeleri sınıf ortamına tatbik etmeyi amaçlamaktadır. Anlama Odaklı Yaklaşımı diğer metotlardan farklı kılan bu ilkeler aşağıda sıralanmıştır:

  • Her insan doğuştan gelen bir doğal Dil Edinim Cihazına (Language Acquisition Device=LAD) sahiptir. Çocukların anadil ediniminde gösterdikleri başarının anahtarı bu cihazdır.

  • LAD hayat boyu faaldir. Ergenlik sonrası dil öğrenenlerin yabancı dil öğreniminde yaşadıkları sorunlar LAD’ın işlevselliğini yitirmesinden değil takip edilen yanlış yöntemlerden kaynaklanmaktadır.

  • LAD’ın etkin kullanımı uygun tetikleyicilerin mevcudiyetine bağlıdır. (Doğal ortamda bizzat bulunmak zaruri değildir. Suni sınıf ortamında gerekli tetikleyicilerin bulunması yeterlidir.)

  • LAD’ı harekete geçiren temel faktör anlaşılabilir mesajlardır. (Comprehensible Input). Yabancı dil eğitiminde yaşanılan sorunların temelinde öğrenenlerin yeterince input almamaları yatmaktadır. Bol dinleme/okuma yapmadan konuşma/yazma becerilerinin gelişimi mümkün değildir.

  • Çocuklar Sessiz Dönem (Silent Period) olarak adlandırılan kuluçka dönemi boyunca bol miktarda dinleme yaparken, yetişkinler yeterli dinleme (ve okuma) yapmadan konuşma (ve yazma) kabiliyetlerinin çabucak gelişmesini beklerler; bu ise doğaya aykırıdır.

  • Bol dinleme/okuma sonucunda konuşma/yazma kabiliyeti kendiliğinden gelişir.

  • Öğrencinin henüz hazır olmadığı dönemde (başlangıç seviyesi) konuşma/yazmaya zorlanması yarardan çok zarar getirir.

  • Bilinçli gramer öğrenimi sırasında LAD etkin bir şekilde devreye sokulamamaktadır. Matematik çalışır gibi şuurlu olarak öğrenilen gramer kuralları doğal dil kullanımına imkan tanımaz. Dil kullanımında doğallık ve akıcılık şuuraltı dilbilgisi ile olur.

  • Şuuraltı dilbilgisini geliştirmenin yolu ise gramer çalışıp konuşma-yazma pratiği yapmaktan değil bol miktarda dinleme ve okuma yapmaktan geçer.

  • Edinimin etkili bir şekilde gerçekleşmesi için kişinin şuurlu olarak gelen mesajların anlamına odaklanması gerekir. Anlama gerçekleşmesi durumunda LAD devreye girerek alınan mesajların içerisindeki gramer kurallarını ve kelimeleri kişi farkına varmadan şuuraltına indirir. (Yani asıl gerekli/değerli olan “şuuraltı grameri” okuma ve dinleme yolu ile geliştirilir.)

Yabancı dil eğitiminde karşılaşılan sorunların temelinde bu ilkeleri benimsemeyen ve Eski Dünya’da çok yaygın olarak kullanılan yabancı dil öğretim metotları yatmaktadır. Bu metotların ortak ilkeleri:

  • «Özel» bir dil edinim mekanizması yoktur (veya sadece çocukluk döneminde kullanılabilmektedir). Yetişkinler yabancı dili «genel» öğrenme mekanizmalarını kullanarak öğrenmek zorundadır.

  • Dilbilgisi gibi karmaşık sitemleri öğrenmek için önce sistemi oluşturan kurallar şuurlu olarak irdelenir ve sonrasında bol miktarda pratik yapmak suretiyle bu kurallar otomatik hale getirilir.

  • Konuşma ve yazma diğer dil becerileriyle birlikte ilk günden itibaren pratik yapmak suretiyle geliştirilmelidir. Bilinçli olarak öğrenilen gramer kuralları ancak bol pratik yapma sayesinde şuuraltına iner.

Ancak yapılan araştırmalar, dilbilgisi kurallarının bilinçli olarak öğretimi üzerine yoğunlaşan metotların etkili olmadıklarını göstermiştir:

«35 yıldan beri süregelen araştırmalar, kişileri ikinci dilin grameri hakkında (ister hata düzeltme, ister açıklama yoluyla olsun) bilgilendirmenin kalıcı bir etki yaptığına dair kaydadeğer bir delil ortaya koyamamıştır.» (Smith, 2008, s. 5)

Bilinçli gramer eğitiminin yetersizliğini gösteren çalışmaları destekler mahiyette Yrd. Doç. Dr. Öğ.Alb. Ali IŞIK (2000) ve Dr. Öğ. Alb. Rahim SARI’nın (2013) yaptığı araştırmalar dinleme ve okuma ağırlıklı eğitim sürecinden geçenlerin diğerlerine kıyasla tüm becerilerde ve gramerde daha üstün hale geldiklerini göstermiştir. Elde edilen başarı farkı sonuçları aşağıdaki gibidir:

OKUMA % 40
DİNLEME % 25
YAZMA % 30
KONUŞMA % 16
GRAMER % 18

Kara Harp Okulunda Anlama Odaklı Yaklaşım ilkeleri ışığında sınıf içi aktiviteler, özellikle B kuru kısımlarda, okuma ve dinleme ağırlıklı olarak icra edilmektedir. Bu çerçevede (özellikle B kurlarında) haftada bir saat sessiz okuma (Sustained Silent Reading) dersi yapılmakta; bu derste öğrenciler kendi seviyelerine uygun hikaye kitaplarını okumaktadırlar.

Sessiz dönemi aşmış orta üstü seviyedeki A kuru kısımlarında ise konuşma ve yazma aktivitelerine de yer verilmektedir. Ancak bu, anlaşılabilir dil girdisinin (input) A kurları için önemini yitirdiği anlamına gelmemektedir. Öğrenciler ders dışı zamanlarda da kitap okumaya ve dinleme yapmaya sevk edilmektedir. Öğrencilerin ders dışında yaptığı okuma ve dinlemeler sınav soruları ile test edilmektedir.

Özellikle ABD ve Kanada’da başarı ile uygulanan Anlama Odaklı Yaklaşım metodunu ortaya atan Stephen Krashen 2011 yılında KHO’da düzenlenen bir konferansta bu metodun temelinde yatan ilkeleri ve yapılan araştırma sonuçları hakkında bilgi vermiştir.

(Dr.Krashen’ın 17 Mayıs 2011 tarihli konferansının tam metni ve el notları için tıklayınız.)


Konferanstan Kareler


Kaynakça:

Işık, A. (2000) The role of input in second language acquisition: More comprehensible input supported by grammar instruction or more grammar instruction. ITL Review of Applied Linguistics. 129-130: 225-274

Sarı, R. (2013) Is it possible to improve writing without writing practice? International Journal of Foreign Language Teaching. Vol: 8/1. pp. 6-10

Smith, S. (2008) Revisiting the role of consciousness. In Z. Han (Ed.) Understanding Second Language Process. Multilingual Matters,Clavedon. pp.1-15

Sayfa Başına Dön